deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

RETORİK İLE REEL EKONOMİ ARASINDA TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIK

Genel 24.02.2026 - 12:33, Güncelleme: 24.02.2026 - 14:32
 

RETORİK İLE REEL EKONOMİ ARASINDA TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIK

Recep Yavuz'un yazısı...

(Egemenlik, Üretim ve Gerçeklik Üzerine Bir Tarım Manifestosu) Recep Yavuz olarak; SÜTÇÜLER İN TEKE DERESİ VADİSİ'NDE DOĞUP, HAYATINI DEVAM ETTİREN BİR YURTTAŞ OLARAK ÜLKE TARIMINA VE HAYVANCILIĞINA  BAKIŞIM: Son yıllarda yetkili kurum ve temsilcilerin açıklamalarında Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta küresel ölçekte güçlü bir konumda olduğu ifade edilmektedir. Ancak sektörel milli gelir payı, dış ticaret dengesi, üretici borçluluğu ve girdi bağımlılığı göstergeleri birlikte değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, resmi veriler ışığında söylem ile reel ekonomik göstergeler arasındaki farkı analiz etmekte ve sürdürülebilir bir üretim modeli için yapısal politika önerileri sunmaktadır. 1. Giriş: Söylem ve Ölçü Meselesi Kamuoyuna yapılan açıklamalarda tarımsal üretim artışları ve ihracat rakamları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak ekonomik başarı yalnızca mutlak üretim miktarı ile değil; Sektörün milli gelir içindeki payı, Net dış ticaret dengesi, Üretici refah düzeyi, Stratejik bağımsızlık oranı ile ölçülür. Bu çalışma polemik amacı taşımamaktadır. Amaç; veriyi merkeze alarak yapısal bir muhasebe yapmaktır. 2. Tarihsel Karşılaştırma: Küçülmenin Anatomisi 1950–1980 döneminde tarımın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı %30’lar düzeyindedir.¹ Aynı dönemde Türkiye buğday, tütün ve pamukta net ihracatçı konumdadır.² 2002 sonrası süreçte tarımın GSYH içindeki payı %6–7 bandına kadar gerilemiştir.³ Ekonomik dönüşüm doğaldır; fakat sanayi ve yüksek teknoloji üretimi aynı oranda güçlenmeden tarımın küçülmesi, ülkeyi üretim temelli değil tüketim temelli bir yapıya sürükler. Bu durum yalnızca ekonomik değil, stratejik bir kırılmadır. 3. İthalat Gerçeği: Üretim Artışı mı, Bağımlılık Artışı mı? Son yıllarda: Buğday ve arpa ithalatında artış gözlenmiştir.⁴ Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı yapılmıştır.⁵ Yem hammaddesinde dışa bağımlılık belirginleşmiştir. Üretim tonajının artması, ithalatın azalması anlamına gelmemektedir. Bir ülke temel gıda ürünlerinde sürekli ithalata yöneliyorsa burada yapısal bir planlama eksikliği vardır. Tarım, küresel dalgalanmalara bırakılabilecek bir sektör değildir. Tarım, ekonomik olduğu kadar egemenlik meselesidir. 4. Destek Politikaları ve Hukuki Çerçeve 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre tarıma verilecek destek milli gelirin %1’inden az olamaz.⁶ Ancak fiili uygulamalarda bu oran çoğu yıl %1’in altında kalmıştır. Bu durum çiftçiyi banka kredisine bağımlı hale getirmiştir.⁷ Üretici; üretimden kazandığıyla değil, borç çevirme kabiliyetiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır. 5. Yerel Gerçeklik: Isparta Örneği Isparta elma üretiminde Türkiye’nin önemli merkezlerinden biridir. Ancak sahada gözlenen tablo şudur: Artan mazot ve gübre maliyetleri, Soğuk hava deposu ve pazarlama sorunları, Genç nüfusun kırsaldan kopuşu, Küçük aile işletmelerinin tasfiyesi Makro istatistiklerle uyumlu bir yapısal çözülmeye işaret etmektedir. 6. Retorik ile Reel Ekonomi Arasındaki Açıklık Yetkili açıklamalarında üretim ve ihracat artışı vurgulanırken; Çiftçi gelir endeksi, Girdi enflasyonu, Borçluluk oranı, İthalat bağımlılığı aynı görünürlükte tartışılmamaktadır. Başarı yalnızca miktar değildir. Başarı; refah, sürdürülebilirlik ve bağımsızlıktır. 7. TÜRKİYE TARIM MANİFESTOSU I. Tarım Milli Güvenlik Stratejisine Dahil Edilmelidir Tarım politikası seçim takvimine göre değil, 20 yıllık stratejik planla yürütülmelidir. II. Stratejik Ürünlerde Net İthalat Sonlandırılmalıdır Buğday, arpa, yem bitkileri ve temel hayvansal üretimde kendi kendine yeterlilik sağlanmalıdır. III. %1 Destek Kuralı Eksiksiz Uygulanmalıdır Kanun hükmü siyasi tercihe bırakılamaz. Tarımsal destek anayasal güvence altına alınmalıdır. IV. Girdi Reformu Gübre, yem ve tohumda yerli üretim desteklenmeli; enerji maliyetleri üretici lehine düzenlenmelidir. V. Üretici Merkezli Pazar Reformu Aracı zinciri kısaltılmalı, kooperatifçilik yeniden yapılandırılmalıdır. VI. Veri Şeffaflığı Türkiye İstatistik Kurumu verileri bağımsız akademik denetime açılmalıdır. VII. Kırsal Gençlik ve Aile İşletmeleri Korunmalıdır Genç çiftçilere vergi muafiyeti ve uzun vadeli finansman sağlanmalıdır. Sonuç Türkiye üretim potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ancak potansiyel ile performans arasındaki mesafe büyümektedir. Tarımın zayıflaması; köylerin boşalması, dışa bağımlılığın artması ve stratejik kırılganlık demektir. Eleştiri devlete değil; eksik politika tercihinedir. Tarım bir sektör değil, bir egemenlik alanıdır. Bugün ithal edilen her stratejik ürün, yarın bağımlılık riskidir. Bugün desteklenmeyen her çiftçi, yarın kapanan bir üretim kapısıdır. Kaynakça: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İstatistikleri. Ankara. TÜİK. Dış Ticaret İstatistikleri. Devlet Planlama Teşkilatı. Tarımsal Yapı ve Üretim Raporları. T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı. Hayvancılık Sektör Raporu. 5488 Sayılı Tarım Kanunu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK). Sektörel Kredi Raporları. [RY÷23 Şubat 2026-Isparta]
Recep Yavuz'un yazısı...

(Egemenlik, Üretim ve Gerçeklik Üzerine Bir Tarım Manifestosu)

Recep Yavuz olarak;
SÜTÇÜLER İN TEKE DERESİ VADİSİ'NDE DOĞUP, HAYATINI DEVAM ETTİREN BİR YURTTAŞ OLARAK ÜLKE TARIMINA VE HAYVANCILIĞINA  BAKIŞIM:

Son yıllarda yetkili kurum ve temsilcilerin açıklamalarında Türkiye’nin tarım ve hayvancılıkta küresel ölçekte güçlü bir konumda olduğu ifade edilmektedir. Ancak sektörel milli gelir payı, dış ticaret dengesi, üretici borçluluğu ve girdi bağımlılığı göstergeleri birlikte değerlendirildiğinde farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu çalışma, resmi veriler ışığında söylem ile reel ekonomik göstergeler arasındaki farkı analiz etmekte ve sürdürülebilir bir üretim modeli için yapısal politika önerileri sunmaktadır.
1. Giriş: Söylem ve Ölçü Meselesi
Kamuoyuna yapılan açıklamalarda tarımsal üretim artışları ve ihracat rakamları sıklıkla vurgulanmaktadır. Ancak ekonomik başarı yalnızca mutlak üretim miktarı ile değil;
Sektörün milli gelir içindeki payı,
Net dış ticaret dengesi,
Üretici refah düzeyi,
Stratejik bağımsızlık oranı
ile ölçülür.
Bu çalışma polemik amacı taşımamaktadır. Amaç; veriyi merkeze alarak yapısal bir muhasebe yapmaktır.
2. Tarihsel Karşılaştırma: Küçülmenin Anatomisi
1950–1980 döneminde tarımın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı %30’lar düzeyindedir.¹
Aynı dönemde Türkiye buğday, tütün ve pamukta net ihracatçı konumdadır.²
2002 sonrası süreçte tarımın GSYH içindeki payı %6–7 bandına kadar gerilemiştir.³
Ekonomik dönüşüm doğaldır; fakat sanayi ve yüksek teknoloji üretimi aynı oranda güçlenmeden tarımın küçülmesi, ülkeyi üretim temelli değil tüketim temelli bir yapıya sürükler.
Bu durum yalnızca ekonomik değil, stratejik bir kırılmadır.
3. İthalat Gerçeği: Üretim Artışı mı, Bağımlılık Artışı mı?
Son yıllarda:
Buğday ve arpa ithalatında artış gözlenmiştir.⁴
Canlı hayvan ve kırmızı et ithalatı yapılmıştır.⁵
Yem hammaddesinde dışa bağımlılık belirginleşmiştir.
Üretim tonajının artması, ithalatın azalması anlamına gelmemektedir.
Bir ülke temel gıda ürünlerinde sürekli ithalata yöneliyorsa burada yapısal bir planlama eksikliği vardır.
Tarım, küresel dalgalanmalara bırakılabilecek bir sektör değildir.
Tarım, ekonomik olduğu kadar egemenlik meselesidir.
4. Destek Politikaları ve Hukuki Çerçeve
5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre tarıma verilecek destek milli gelirin %1’inden az olamaz.⁶
Ancak fiili uygulamalarda bu oran çoğu yıl %1’in altında kalmıştır.
Bu durum çiftçiyi banka kredisine bağımlı hale getirmiştir.⁷
Üretici; üretimden kazandığıyla değil, borç çevirme kabiliyetiyle ayakta kalmaya çalışmaktadır.
5. Yerel Gerçeklik: Isparta Örneği
Isparta elma üretiminde Türkiye’nin önemli merkezlerinden biridir.
Ancak sahada gözlenen tablo şudur:
Artan mazot ve gübre maliyetleri,
Soğuk hava deposu ve pazarlama sorunları,
Genç nüfusun kırsaldan kopuşu,
Küçük aile işletmelerinin tasfiyesi
Makro istatistiklerle uyumlu bir yapısal çözülmeye işaret etmektedir.
6. Retorik ile Reel Ekonomi Arasındaki Açıklık
Yetkili açıklamalarında üretim ve ihracat artışı vurgulanırken;
Çiftçi gelir endeksi,
Girdi enflasyonu,
Borçluluk oranı,
İthalat bağımlılığı
aynı görünürlükte tartışılmamaktadır.
Başarı yalnızca miktar değildir.
Başarı; refah, sürdürülebilirlik ve bağımsızlıktır.
7. TÜRKİYE TARIM MANİFESTOSU
I. Tarım Milli Güvenlik Stratejisine Dahil Edilmelidir
Tarım politikası seçim takvimine göre değil, 20 yıllık stratejik planla yürütülmelidir.
II. Stratejik Ürünlerde Net İthalat Sonlandırılmalıdır
Buğday, arpa, yem bitkileri ve temel hayvansal üretimde kendi kendine yeterlilik sağlanmalıdır.
III. %1 Destek Kuralı Eksiksiz Uygulanmalıdır
Kanun hükmü siyasi tercihe bırakılamaz. Tarımsal destek anayasal güvence altına alınmalıdır.
IV. Girdi Reformu
Gübre, yem ve tohumda yerli üretim desteklenmeli; enerji maliyetleri üretici lehine düzenlenmelidir.
V. Üretici Merkezli Pazar Reformu
Aracı zinciri kısaltılmalı, kooperatifçilik yeniden yapılandırılmalıdır.
VI. Veri Şeffaflığı
Türkiye İstatistik Kurumu verileri bağımsız akademik denetime açılmalıdır.
VII. Kırsal Gençlik ve Aile İşletmeleri Korunmalıdır
Genç çiftçilere vergi muafiyeti ve uzun vadeli finansman sağlanmalıdır.
Sonuç
Türkiye üretim potansiyeli yüksek bir ülkedir. Ancak potansiyel ile performans arasındaki mesafe büyümektedir.
Tarımın zayıflaması; köylerin boşalması, dışa bağımlılığın artması ve stratejik kırılganlık demektir.
Eleştiri devlete değil; eksik politika tercihinedir.
Tarım bir sektör değil, bir egemenlik alanıdır.
Bugün ithal edilen her stratejik ürün, yarın bağımlılık riskidir.
Bugün desteklenmeyen her çiftçi, yarın kapanan bir üretim kapısıdır.

Kaynakça:
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK). Gayri Safi Yurtiçi Hasıla İstatistikleri. Ankara.
TÜİK. Dış Ticaret İstatistikleri.
Devlet Planlama Teşkilatı. Tarımsal Yapı ve Üretim Raporları.
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı. Hayvancılık Sektör Raporu.
5488 Sayılı Tarım Kanunu.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK). Sektörel Kredi Raporları.

[RY÷23 Şubat 2026-Isparta]

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.