Isparta’nın Eniştesi: Hayallerin Tüccarı Hacı Lord
Isparta’nın Eniştesi: Hayallerin Tüccarı Hacı Lord
Bir Bayram AYGÜN Yazısı Isparta’nın Eniştesi
Bir Bayram AYGÜN Yazısı Isparta’nın Eniştesi
Isparta’nın Eniştesi: Hayallerin Tüccarı Hacı Lord
1911’lerde Isparta’nın sokaklarında bir hayal tüccarı dolaşıyor, vaatleriyle halkın umutlarını dal budak salan bir masala dönüştürüyordu.
Isparta’nın tozlu taş sokaklarında, 1911’lerde büyük bir hayal satıcısı dolaşmıştı: Hacı Lord. Dini çıkarları için kullanan bir üçkâğıtçıydı.
Manisa’dan kaçak olarak Isparta’ya geldi. Şunu da belirtelim: Osmanlı döneminde bir bölgeden başka bir bölgeye gitmek devlet iznine tabiydi.
İzinsiz gelen bu adam, elinde birkaç yüz lira göstererek kendini zengin gibi tanıttı. Ispartalılar buna kandılar. Osmanlı’nın gelenekleşmiş giysilerini yalnızca ibadethaneye giderken giyerdi. Diğer zamanlarda ise Fransız usulü takım elbise tercih ederdi. Haftanın belli günlerinde takımlarını değiştirir, fakat her takım elbisesinin ceketinin üst cebine mutlaka bezden yapılmış, mükemmel bir sanat işi olan Isparta gülü takardı.
Siyah, Suriye Şam işi kehribar tespihini ise nedense sol elinden hiç eksik etmezdi.
Yakasız, beyaz, kale suru biçimli Frenk gömleğini her hafta kolalatırdı. Sağ cebinde işlenmiş bir namaz takkesi, sağ iç cebinde ise iki adet yumuşak kuzu derisinden yapılmış para kesesi bulunurdu. Birinde bakır ve gümüş bozuk paralar, diğerinde ise altın liralar vardı.
Bu durumu gören bazı Ispartalılar, başka meclislerde bu görüntüyü abartılı biçimde aktararak Hacı Lord’u daha da zengin birisi gibi tanıtırdı. Isparta’nın tüm evlerinde, cami çıkışlarında, yaren odalarında, Mevlevî dergâhında, diğer tekke ve cemaat sohbetlerinde, mevlitlerde ve insanların yoğun bulunduğu her yerde Hacı Lord sohbeti hiç bitmezdi.
Kerimpaşa Hanı’nda geniş bir oda kiralayıp döşetmişti. Ardından, bankalarda yüzbinlerce lirası olduğunu iddia ederek Isparta’yı sanayi ve ticaret merkezi yapacağını vaat etmişti.
Bu vaatlerin cazibesine kapılanlardan biri de dönemin mutasarrıfı, Vali Behçet Bey idi. Hastaneye bağışladığı elli altın, sahtekârı halkın gözünde bir anda itibarlı ve varlıklı bir “para babası” na dönüştürmüştü. Temiz ve saf halkımız öyle etkilenmişti ki, yeni doğan çocuklarına ön ad olarak: “Hacı Lord” adını verenler bile az değildi.
Ispartalıların düğünlerinde bile mahalli saz ustaları, şairler, edebiyatçılar ve masal anlatıcıları, halka yaptıkları sunumlarda Hacı Lord’ u övgüyle anmadan geçemiyorlardı. Hacı Lord’u Isparta’nın geleceği için bir umut olarak görenlerin sayısı hızla artıyordu.
Mutasarrıf, Isparta Valisi Behçet Bey, bu adamı yalnızca arkalamakla kalmadı; onu Isparta’ya bağlamak için bir aileye damat etti.
Anlayacağınız, Isparta’nın “eniştesi” oldu Hacı Lord! Böylece hem şehrin ileri gelenleriyle hem de halkla güven ilişkisi kurmuş oldu.
Namaz çıkışlarında veya tekke sohbetlerinde Hacı Lord’un hayalleri büyüktü. Yediden yetmişe her bir Ispartalı mutlaka onu dinlerdi. Onun vaatlerini algılayan insanlar, gittikleri topluluklarda ballandıra ballandıra anlatır, Hacı Lord’ un — daha doğrusu, söz yerindeyse Isparta’nın “Eniştesi” nin — sözleri dal budak salarak 1911’lerde şehrin her köşesinde günün konusu hâline gelirdi.
Bu vaatlerden bazıları şunlardı: Isparta’nın hacılarını kutsal topraklara eğitilmiş Yörük develeriyle götürüp getiren Hacılar köyüne su getirmek, Konya Selçuklu Devleti’nin önemsediği ve kutsal saydığı sınır köyü Kuleönü’ ne tramvay işletmek, han ve oteller yerine çağın gerektirdiği şekilde Isparta’da muntazam modern oteller ve hanlar kurmak, her bir vatandaşı zengin etmek… Hacı Lord bu hayalleri her daim satıyordu.
Bazı bölgelerdeki araziler üzerinde inşaata başlayacağını söylemiş, bu iddiasını dönemin mutasarrıfı Vali’ye de söyleterek halkın güvenini pekiştirmişti. Buna inanan Ispartalılar, otel-han ortaklığı için hisse paralarını Hacı Lord’ a ödemeye başladılar.
Bu hayaller uğruna Hacı Lord’ a ön para veren tüccarların içinde, Rum ve Ermeni cemaatinden Ispartalılar da vardı.
Hacı Lord, örnek inşaat için Kerimpaşa Hanı’nı otel hâline dönüştürmüştü. Ancak bu rüya kısa sürede bir kâbusa dönüştü. Çünkü halktan toplanan paralar, hayali projelere yatırılmıştı.
Aile şirketleri ve tüccarlardan alınan örnek katkılar şöyleydi: İsparta tüccarlarından İstati Evrenezoğlu ailesi 80 altın lira. Fidanoğlu ailesi 65 altın lira, Kestenoğlu ailesi 400 gümüş lira. Panoyat ailesi 150 altın lira, Niko ailesi 45 altın lira. Müslim ailelerden Dereli Gücükoğlu Hacı Abdullahlar 200 gümüş lira, İbişoğulları 50 gümüş lira, Germiyam Mahallesi’nden Galakoğlu ailesi 35 gümüş lira. İğneci Mahallesi’nden Ekmekçi Süleymanlar 40 gümüş lira, Karaağaç Mahallesi’nden Midillioğlu ailesi 70 gümüş lira, Mamakoğlu ailesi 125 gümüş lira, Yaylazade Mahallesi’nden Müderris Ali Efendi 20 altın lira. Çıplakoğlu ailesi ise 35 altın lira vermişti.
Bu örnekler, Hacı Lord’un halkı nasıl etkilediğini ve farklı cemaatlerden birçok kişinin onun vaatlerine kapıldığını açıkça göstermektedir.
Hacı Lord’un dolandırıcılığını fark eden, Isparta’nın hukukçularından Nadir Efendi oldu. Vali Behçet Bey’in de bu üçkâğıtçıya alet olduğunu anlatmaya çalışan Nadir Efendi (Süldürzade), halkı uyarmak istedi. Ancak bu çabalar, hem Vali Behçet Bey’i hem de Hacı Lord’u rahatsız etti.
Mutasarrıf Vali Behçet Bey, bir gece Kuleönü’ nde bulunan “Nadirler” veya “Süldürler Çiftliği” diye bilinen çiftlik otel evlerini jandarmalara yaktırdı. Oysa bu çiftlik ev-oteli, her yıl hacı adaylarının toplandığı kutsal bir mekândı. Üç gün boyunca burada hacı adayları ağırlanır, mevlit okutulur, develer hac yolculuğu için hazırlanırdı. Ardından kafileler halinde Uluborlu istikametinden hacca gidilirdi.
Vali Behçet ve Hacı Lord, İslami düşüncelere inanmadıkları için Nadirler çiftlik evlerini işlerine gelmediği gerekçesiyle yaktırmışlardı.
Bu sırada Isparta’ya gelen Demiryolları Müdürü Muhtar Bey, yapımına başlanan Dinar–Kuleönü demiryolunun denetimini yapıyordu. Yanında akrabası, Denizli Mutasarrıfı Muhiddin Paşa da vardı.
Daha önce Manisa’da görev yapan Denizli Mutasarrıfı Muhiddin Paşa, Hacı Lord’u tanıyordu. O gün Kuleönü’ nde Hacı Lord, varlıklı ailelerden altın ve gümüş lira toplayarak yapılacak tramvay, han-oteller ve yeni türde fırınlar için üyelikler satıyordu. Ancak Muhiddin Paşa, Manisa’da yüzlerce kişiyi dolandıran bu adamın gerçek hâlini yanındakilere anlattı.
“Allah gönderdi!” diyen Ispartalılar, hukukçu Nadir Süldür’ ü haklı buldular. Böylece Hacı Lord’ un ipliği pazara çıkmıştı. Vali Behçet Bey de görevinden alınarak Isparta’dan sürüldü. Ne halk ne de Isparta Belediye Başkanı Arapzade Mehmet Şevki Efendi, Behçet Bey’i uğurlamaya gelmedi. Isparta halkı nedendir üç dört gün evlerinden hiç dışarı çıkmadı!
Hacı Lord ise apar topar jandarmalar eşliğinde Manisa’ya gönderildi. Ona para verenlerin payına düşen ise, Lord ve Vali Behçet’in (Isparta’dan) Çünür istikametinden kovuldukları sırada, 24 saat akan Paşa Çeşmesi’nden bir tas su içmek oldu. Araştırma: Bayram Aygün – 2026, Isparta
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.


