deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

Yunus Emre'nin mezarı Uluborlu'da mı?

Isparta 11.11.2025 - 09:32, Güncelleme: 11.11.2025 - 09:32
 

Yunus Emre'nin mezarı Uluborlu'da mı?

Tarihçi ve Yazar Bekir Manav, Isparta'daki Yunus Emre'ye ait olduğu iddia edilen türbeler üzerine açıklamalarda bulundu.

Yunus Emre öyle bir gönül eridir ki, onun sevgisi bir şehre sığmamış, mezarı bile yurdun dört bir yanına dağılmıştır. Kimi Eskişehir’de der, kimi Karaman’da, kimi Erzurum’da; çünkü Yunus, sadece bir yerde yaşamamış, her insanın kalbinde yer etmiştir. O Anadolu’nun toprağı onun nefesiyle yoğrulmuş, sözüyle dirilmiştir. Bu yüzden köyünden kentlerine, derviş tekkesinden üniversite kürsüsüne kadar herkes “Yunus bizdendir” der. Onu sahiplenmek, aslında sevgiyle, hoşgörüyle, insanlıkla kendini özdeşleştirmektir. Yunus Emre’nin birden çok mezarı olması, bir belirsizlik değil, bir halkın ortak ruhunda çoğalmasının işaretidir çünkü o, bir tek yere değil, bütün gönüllere gömülmüştür. Isparta’da Gönen’de, Güneykent’te, Keçiborlu merkez’de (Garip Tekkesi) ve Uluborlu’da olmak üzere 4 tane yerde Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddiaları mevcuttur. İddiadır çünkü bunların hiç biri bilimsel verilerle kesinlik oluşturmamaktadır. Isparta’da pek bilinmez ama Uluborlu’da da Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia ve rivâyet edilen bir mezar vardır. Üstelik bunu destekleyen argümanlar da öyle sıradan gelişi güzel söylentilerden öte destekleyici unsurlardır. Nasıl mı? Mesela: Bursalı İsmail Hakkı Efendi eserinde Yunus Emre ile Şeyhi Tabduk Emre’nin mezarları bir çatı altında Anadolu’da Keçiborlu Kasabası yakınında ki gölün doğu tarafında olan dağ sırtında bir köyde büyümekte ve gelişmektedir, der. Kaynağını, duyumunu, metodunu, yöntemini vs. belirtmez. Türkolog Mehmed Fuad Köprülü İsmail Hakkı Efendi’nin bu tarifinin Uluborlu olduğu kanaatindedir. Esâsen Yunus Emre’nin kabrini İsmail Hakkı Efendi’nin tarifine göre tespit ve aramak tarihi metodolojiye uygun değildir. Çünkü Yunus Emre 1320 yılında vefât etmiştir. Kabrinin yerini tarif eden İsmail Hakkı Efendi 1705 yılında yazmıştır bu görüşünü. Yani Yunus Emre’nin vefatından 385 sene sonra yazmıştır. Yani Yunus Emre dönemine çok uzaktır. Peki İsmail Hakkı Efendi’den önce 1400’lü, 1500’lü, 1600’lü yıllarda Yunus Emre, onun kabri vs. hiç konuşulmuyor muydu? Anma etkinlikleri yapılmıyor muydu? Konumuza dönecek olursak, Uluborlu’da Yunus Emre’ye ait izler var mı? Uluborlu’da arşiv kayıtlarında 1481 yılında Mahalle-i Emre Mescidi 71 hane olarak görüyoruz. Emre Camisi, Emre Mahallesi, Emre Çeşmesi gibi bu adın kullanıldığı kayıtlar mevcuttur. Ayrıyeten yine 1481 yılında Karye-i ibn-i Emre adında 12 haneli bir köy kaydı da var. Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde Uluborlu Hamidoğullarının başkentiydi. Son derece önemli devlet işlerinin yürütüldüğü, ulema sınıfının atandığı, ilim merkezlerinden biriydi. Said Demirdal Bütünüyle Uluborlu Kitabı’nda bugünkü Uluborlu Yunus Emre türbesinin yeri için “Buraya en çok Buhara, Semerkant taraflarından gelen uzun kollu, tüylü kalpaklı, hırkalı dervişler gelir, burada günlerce kalırlardı.” Diye bahseder. Isparta’da Yunus Emre’nin türbesi var ise bunu destekleyici en önemli bulgular Uluborlu’dadır. Yunus Emre’nin kabri burada mıdır bilmiyoruz ama nerede değildir onu biliyoruz. Bölgemizin 550 senelik arşiv kayıtları bugün elimizde. Bu kayıtlarda bölgemizdeki hayırseverlerin bile adı yazılı iken Yunus Emre’nin makam ve kabirleriyle ilgili mâlumatın olmaması imkansızdır. Sırf turizm için, dikkat çekmek için, şöhret olsun, nâm olsun diye Yunus Emre mezarları türetilirse o mezarlarda yatan asıl sahiplerinin hakkına girmiş oluruz. Yunus Emre’nin mezarını sahiplenmek, elbette bir gururdur; ama Yunus’u sadece bir taşın, bir türbenin içine sığdırmaya çalışmak, denizi bir testiye hapsetmeye benzer. Onun adıyla turizm broşürleri süslenebilir, tabelalar dikilebilir; ama Yunus’un gerçek mekânı ne Eskişehir’dedir, ne Karaman’da, ne de başka bir şehirde. O, “gönüller yapmaya geldim” diyen bir bilgedir ve yeri de gönüllerin ta kendisidir. Yunus’u anlamadan sadece adını sahiplenmek, sazı eline alıp hiç teline dokunmamaya benzer, sesi var sanırsın ama nağmesi yoktur. Yunus’un mezarını arayanlar taşta değil, insanın içinde yeşeren sevgide, hoşgörüde, tevazuda arasın; çünkü asıl türbe, onun sözleriyle dirilen kalplerdedir. Bekir MANAV 09.11.2025
Tarihçi ve Yazar Bekir Manav, Isparta'daki Yunus Emre'ye ait olduğu iddia edilen türbeler üzerine açıklamalarda bulundu.

Yunus Emre öyle bir gönül eridir ki, onun sevgisi bir şehre sığmamış, mezarı bile yurdun dört bir yanına dağılmıştır. Kimi Eskişehir’de der, kimi Karaman’da, kimi Erzurum’da; çünkü Yunus, sadece bir yerde yaşamamış, her insanın kalbinde yer etmiştir.

O Anadolu’nun toprağı onun nefesiyle yoğrulmuş, sözüyle dirilmiştir. Bu yüzden köyünden kentlerine, derviş tekkesinden üniversite kürsüsüne kadar herkes “Yunus bizdendir” der.

Onu sahiplenmek, aslında sevgiyle, hoşgörüyle, insanlıkla kendini özdeşleştirmektir. Yunus Emre’nin birden çok mezarı olması, bir belirsizlik değil, bir halkın ortak ruhunda çoğalmasının işaretidir çünkü o, bir tek yere değil, bütün gönüllere gömülmüştür.

Isparta’da Gönen’de, Güneykent’te, Keçiborlu merkez’de (Garip Tekkesi) ve Uluborlu’da olmak üzere 4 tane yerde Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddiaları mevcuttur.

İddiadır çünkü bunların hiç biri bilimsel verilerle kesinlik oluşturmamaktadır.

Isparta’da pek bilinmez ama Uluborlu’da da Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia ve rivâyet edilen bir mezar vardır. Üstelik bunu destekleyen argümanlar da öyle sıradan gelişi güzel söylentilerden öte destekleyici unsurlardır. Nasıl mı?

Mesela: Bursalı İsmail Hakkı Efendi eserinde Yunus Emre ile Şeyhi Tabduk Emre’nin mezarları bir çatı altında Anadolu’da Keçiborlu Kasabası yakınında ki gölün doğu tarafında olan dağ sırtında bir köyde büyümekte ve gelişmektedir, der. Kaynağını, duyumunu, metodunu, yöntemini vs. belirtmez.

Türkolog Mehmed Fuad Köprülü İsmail Hakkı Efendi’nin bu tarifinin Uluborlu olduğu kanaatindedir.

Esâsen Yunus Emre’nin kabrini İsmail Hakkı Efendi’nin tarifine göre tespit ve aramak tarihi metodolojiye uygun değildir. Çünkü Yunus Emre 1320 yılında vefât etmiştir.

Kabrinin yerini tarif eden İsmail Hakkı Efendi 1705 yılında yazmıştır bu görüşünü. Yani Yunus Emre’nin vefatından 385 sene sonra yazmıştır. Yani Yunus Emre dönemine çok uzaktır.

Peki İsmail Hakkı Efendi’den önce 1400’lü, 1500’lü, 1600’lü yıllarda Yunus Emre, onun kabri vs. hiç konuşulmuyor muydu?

Anma etkinlikleri yapılmıyor muydu?

Konumuza dönecek olursak, Uluborlu’da Yunus Emre’ye ait izler var mı?

Uluborlu’da arşiv kayıtlarında 1481 yılında Mahalle-i Emre Mescidi 71 hane olarak görüyoruz. Emre Camisi, Emre Mahallesi, Emre Çeşmesi gibi bu adın kullanıldığı kayıtlar mevcuttur. Ayrıyeten yine 1481 yılında Karye-i ibn-i Emre adında 12 haneli bir köy kaydı da var.

Yunus Emre’nin yaşadığı dönemde Uluborlu Hamidoğullarının başkentiydi. Son derece önemli devlet işlerinin yürütüldüğü, ulema sınıfının atandığı, ilim merkezlerinden biriydi.

Said Demirdal Bütünüyle Uluborlu Kitabı’nda bugünkü Uluborlu Yunus Emre türbesinin yeri için “Buraya en çok Buhara,

Semerkant taraflarından gelen uzun kollu, tüylü kalpaklı, hırkalı dervişler gelir, burada günlerce kalırlardı.” Diye bahseder.

Isparta’da Yunus Emre’nin türbesi var ise bunu destekleyici en önemli bulgular Uluborlu’dadır.

Yunus Emre’nin kabri burada mıdır bilmiyoruz ama nerede değildir onu biliyoruz.

Bölgemizin 550 senelik arşiv kayıtları bugün elimizde. Bu kayıtlarda bölgemizdeki hayırseverlerin bile adı yazılı iken Yunus Emre’nin makam ve kabirleriyle ilgili mâlumatın olmaması imkansızdır.

Sırf turizm için, dikkat çekmek için, şöhret olsun, nâm olsun diye Yunus Emre mezarları türetilirse o mezarlarda yatan asıl sahiplerinin hakkına girmiş oluruz.

Yunus Emre’nin mezarını sahiplenmek, elbette bir gururdur; ama Yunus’u sadece bir taşın, bir türbenin içine sığdırmaya çalışmak, denizi bir testiye hapsetmeye benzer. Onun adıyla turizm broşürleri süslenebilir, tabelalar dikilebilir; ama Yunus’un gerçek mekânı ne Eskişehir’dedir, ne Karaman’da, ne de başka bir şehirde.

O, “gönüller yapmaya geldim” diyen bir bilgedir ve yeri de gönüllerin ta kendisidir. Yunus’u anlamadan sadece adını sahiplenmek, sazı eline alıp hiç teline dokunmamaya benzer, sesi var sanırsın ama nağmesi yoktur. Yunus’un mezarını arayanlar taşta değil, insanın içinde yeşeren sevgide, hoşgörüde, tevazuda arasın; çünkü asıl türbe, onun sözleriyle dirilen kalplerdedir.

Bekir MANAV 09.11.2025

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.