TÜRKİYE'DE DARBELER DÖNGÜSÜ BİTMİŞTİR.

Genel 24.03.2026 - 22:12, Güncelleme: 24.03.2026 - 22:12
 

TÜRKİYE'DE DARBELER DÖNGÜSÜ BİTMİŞTİR.

Cihan FULSER'in yazısı...

Türkiye'nin 3.Cumhurbaşkanı, Atatürk'ün Siyaset Arkadaşı, Milli Mücadele’nin Galip Hoca'sı Celal Bayar'ın, Kayseri Cezaevi'nden tahliyesinin, (22 Mart 1963) sene-i devriyesini hatırladım bayramda.  63 yıl geçmiş olsa da Türk Demokrasi Tarihinin acı ve kanlı hatıratıdır 27 Mayıs Darbesi.  Demokrasimizin sekteye uğradığı yılların 22 Mart 1963 gibi tarihleri asla unutulmamalı.  Bence her yıl demokrasi şehitlerimizi andığımız gibi bu kronolojiyi de, hatırlamak konferans, panel düzenlemek, basın bülteni, açıklama yapmamız gerekir.  Özellikle, Demokrat Parti'nin tarihsel misyonunu sahiplenen partilerden, ideolojik bile değil, politik bir tane bile açıklamalarına rastlamadım.  Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi, İyi Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti hepsinin sosyal medyaları mutlu bayramlaşma pozları ile dolu.  Hiç birinin politik, belirli gün haftalar almanağı ajandası yok muydu? Kendi vizyonel öz tarih düşünce misyonları izdüşümünü gözden kaçıran partiler, gelecek demokrasi özümsemelerinde bize vaat edecekleri bir ön plan hazırlıkları ile cevap verebilecekler miydi? Ümit ederim bu tatlı serzeniş ile hepsi vefa ve sorumluluk nisyanından paylarını alarak silkinirler.  Yakın Tarih Türk Siyasetinin ve Demokrasimizin en hazin günlerinden bu kesitin Hatırlanmasında fayda var: 3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar, görevinin başındayken, 27 Mayıs 1960 sabahı tarif edilemeyecek hukuksuz bir müeyyide ile tutuklanmıştır. Öncesinde, Celal Bayar, ilk kez 22 Mayıs 1950 tarihinde TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilmişti.  1954 yılında 2.kez seçilen Bayar, 1 Kasım 1957'de yapılan oylamada 413 oy alarak TBMM tarafından üçüncü kez bu makama seçilmiştir. Yaklaşık 10 yıl bu görevinde kalan Celal Bayar, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin sabahı saat 05.30 sularında, tutuklanarak, Köşk'ten alınıp, önce Ankara Harp Okulu'na götürülmüş ardından yargılanacağı Yassıada'ya hapsedilmiştir.  Bugün bu darbeyi ve tutuklamaları aklımızın alamayacağı bir trajedi ve hukuksuzluk olarak görsekte, gerçekler buydu.  15 Eylül 1961'de sonuçlanan Yassıada yargılamalarında, Celal Bayar ve Adnan Menderes'in de bulunduğu 15 kişi hakkında idam kararı çıktı. Milli Birlik Komitesi, Celal Bayar'ın idam cezasını 65 yaşın üzerinde olması (o dönemde 78 yaşındaydı) nedeniyle müebbet hapis cezasına çevirerek Kayseri Cezaevi'ne nakletmiştir. Yassıada ve Kayseri Cezaevi'nde  3,5 yıl (yaklaşık 1300 gün) tutuklu kalan Bayar, sağlık sorunları nedeniyle 22 Mart 1963'te tahliye edildi. Ancak eziyet bitmemiş, Daha sonra 5 Ekim 1963'te tekrar tutuklanıp, 7 Kasım 1964'te tekrar tahliye edildi. Sağlık sorunları nedeniyle, kesin olarak 8 Temmuz 1966 tarihinde 83 yaşında, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından affedilerek tamamen özgürlüğüne kavuştu.  Celal Bayar'ın kader arkadaşları Bakanlar, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ile Başbakan Adnan Menderes'in idam kararı, Yüksek Adalet Divanı tarafından 15 Eylül 1961'de açıklandıktan sonra aynı gün Milli Birlik Komitesinde onandı. 16 Eylül 1961 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı. Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu 16 Eylül 1961 sabahı,  Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961 tarihinde İmralı Adası'nda idam edildi. Yani  karardan 1 gün bile bekleyemeden yapılan infazlar, yargılamalar Türk halkının hiç bir zaman sindiremediği ve kahrolduğu karanlık günler olarak tarihimizde acı bir leke olarak kalmıştır. Milli Mücadele’de “Galip Hoca” takma adıyla mücadele eden Celal Bayar gittiği her yerde yaptığı konuşmalarla Milletimizi Milli Mücadele’ye katılmaya teşvik etmişti. Celal Bayar’ı “Galip Hoca” yapan ruh burada gizliydi. İstiklal savaşı sırasında Ege bölgesinde işgale karşı direnişleri örgütleyen Bayar’ın bu yönlerinin gelecek nesiller tarafından bilinmesi önemlidir. Ülkemize her 10 yılda bir darbe döngüsü ile ambargo koymaya çalışan vesayet düzenin bitmiş olması temennimden öte mecburiyetimizdir.  Dünya siyasî tarihi bu kadar karmaşıklaşmış ve savaşlar için neden bile aranmazken hem demokrasimize, hem de Türk halkının teveccühüne her kesimin saygı duyması zorunluluktur.  Ülkemizin güçlü bir şekilde yoluna ve hedeflerine devam edebilmesi için kaybedecek bir anlık vakti bile yoktur. Emperyalist zümrelerin kötü niyetlerini bertaraf etmeye her daim hazır bir Türk Milleti olduğunun bilinmesi de aşikardır.  Bu ülkenin çocukları olarak Milli Mücadele’de, Türk Siyasî tarihinde canla başla çalışan, her türlü fedakârlıkta bulunan ecdadımızı bilmek, gelecek nesillere aktarmak benim için bir borçtur. Cihan FULSER Gazeteci, Arş.Yazar, Danışman
Cihan FULSER'in yazısı...

Türkiye'nin 3.Cumhurbaşkanı, Atatürk'ün Siyaset Arkadaşı, Milli Mücadele’nin Galip Hoca'sı Celal Bayar'ın, Kayseri Cezaevi'nden tahliyesinin, (22 Mart 1963) sene-i devriyesini hatırladım bayramda. 

63 yıl geçmiş olsa da Türk Demokrasi Tarihinin acı ve kanlı hatıratıdır 27 Mayıs Darbesi. 
Demokrasimizin sekteye uğradığı yılların 22 Mart 1963 gibi tarihleri asla unutulmamalı. 

Bence her yıl demokrasi şehitlerimizi andığımız gibi bu kronolojiyi de, hatırlamak konferans, panel düzenlemek, basın bülteni, açıklama yapmamız gerekir. 

Özellikle, Demokrat Parti'nin tarihsel misyonunu sahiplenen partilerden, ideolojik bile değil, politik bir tane bile açıklamalarına rastlamadım. 

Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi, İyi Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti hepsinin sosyal medyaları mutlu bayramlaşma pozları ile dolu. 

Hiç birinin politik, belirli gün haftalar almanağı ajandası yok muydu?
Kendi vizyonel öz tarih düşünce misyonları izdüşümünü gözden kaçıran partiler, gelecek demokrasi özümsemelerinde bize vaat edecekleri bir ön plan hazırlıkları ile cevap verebilecekler miydi?

Ümit ederim bu tatlı serzeniş ile hepsi vefa ve sorumluluk nisyanından paylarını alarak silkinirler. 

Yakın Tarih Türk Siyasetinin ve Demokrasimizin en hazin günlerinden bu kesitin Hatırlanmasında fayda var:

3.Cumhurbaşkanımız Celal Bayar, görevinin başındayken, 27 Mayıs 1960 sabahı tarif edilemeyecek hukuksuz bir müeyyide ile tutuklanmıştır.

Öncesinde, Celal Bayar, ilk kez 22 Mayıs 1950 tarihinde TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçilmişti. 
1954 yılında 2.kez seçilen Bayar,
1 Kasım 1957'de yapılan oylamada 413 oy alarak TBMM tarafından üçüncü kez bu makama seçilmiştir.

Yaklaşık 10 yıl bu görevinde kalan
Celal Bayar, 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin sabahı saat 05.30 sularında, tutuklanarak, Köşk'ten alınıp, önce Ankara Harp Okulu'na götürülmüş ardından yargılanacağı
Yassıada'ya hapsedilmiştir. 

Bugün bu darbeyi ve tutuklamaları aklımızın alamayacağı bir trajedi ve hukuksuzluk olarak görsekte, gerçekler buydu. 

15 Eylül 1961'de sonuçlanan Yassıada yargılamalarında, Celal Bayar ve Adnan Menderes'in de bulunduğu 15 kişi hakkında idam kararı çıktı.

Milli Birlik Komitesi, Celal Bayar'ın idam cezasını 65 yaşın üzerinde olması (o dönemde 78 yaşındaydı) nedeniyle müebbet hapis cezasına çevirerek Kayseri Cezaevi'ne nakletmiştir.

Yassıada ve Kayseri Cezaevi'nde  3,5 yıl (yaklaşık 1300 gün) tutuklu kalan Bayar, sağlık sorunları nedeniyle 22 Mart 1963'te tahliye edildi.

Ancak eziyet bitmemiş, Daha sonra 5 Ekim 1963'te tekrar tutuklanıp, 7 Kasım 1964'te tekrar tahliye edildi.

Sağlık sorunları nedeniyle, kesin olarak 8 Temmuz 1966 tarihinde 83 yaşında, Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay tarafından affedilerek tamamen özgürlüğüne kavuştu. 

Celal Bayar'ın kader arkadaşları Bakanlar, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ile Başbakan Adnan Menderes'in idam kararı, Yüksek Adalet Divanı tarafından 15 Eylül 1961'de açıklandıktan sonra aynı gün Milli Birlik Komitesinde onandı. 16 Eylül 1961 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı.

Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu 16 Eylül 1961 sabahı, 
Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961 tarihinde İmralı Adası'nda idam edildi.

Yani  karardan 1 gün bile bekleyemeden yapılan infazlar, yargılamalar Türk halkının hiç bir zaman sindiremediği ve kahrolduğu karanlık günler olarak tarihimizde acı bir leke olarak kalmıştır.

Milli Mücadele’de “Galip Hoca” takma adıyla mücadele eden
Celal Bayar gittiği her yerde yaptığı konuşmalarla Milletimizi Milli Mücadele’ye katılmaya teşvik etmişti.

Celal Bayar’ı “Galip Hoca” yapan ruh burada gizliydi. İstiklal savaşı sırasında Ege bölgesinde işgale karşı direnişleri örgütleyen Bayar’ın bu yönlerinin gelecek nesiller tarafından bilinmesi önemlidir.

Ülkemize her 10 yılda bir darbe döngüsü ile ambargo koymaya çalışan vesayet düzenin bitmiş olması temennimden öte mecburiyetimizdir. 

Dünya siyasî tarihi bu kadar karmaşıklaşmış ve savaşlar için neden bile aranmazken hem demokrasimize, hem de Türk halkının teveccühüne her kesimin saygı duyması zorunluluktur. 

Ülkemizin güçlü bir şekilde yoluna ve hedeflerine devam edebilmesi için kaybedecek bir anlık vakti bile yoktur.

Emperyalist zümrelerin kötü niyetlerini bertaraf etmeye her daim hazır bir Türk Milleti olduğunun bilinmesi de aşikardır. 

Bu ülkenin çocukları olarak Milli Mücadele’de, Türk Siyasî tarihinde canla başla çalışan, her türlü fedakârlıkta bulunan ecdadımızı bilmek, gelecek nesillere aktarmak benim için bir borçtur.

Cihan FULSER
Gazeteci, Arş.Yazar, Danışman

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.