Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil

Genel 20.03.2026 - 21:27, Güncelleme: 20.03.2026 - 21:27
 

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil

Maksut Konyar'ın yazısı...

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil Bir insanın hayatı, yalnızca tartışmalı anlarla mı tartılır; yoksa bir ömrün emeği, katkısı ve bıraktığı iz de hesaba katılır mı? Basın dünyası, dışarıdan göründüğünden çok daha karmaşık ve yıpratıcı bir alandır. Özellikle ilkesel, dengeli ve kapsayıcı bir yayıncılık hedefleniyorsa, bu zorluk katlanarak artar. Mehmet Kenan Tekdağ’ın kariyerine de tam olarak bu perspektiften bakmak gerekir. Krizdeki bir medya yapısını devralıp onu yeniden yapılandırmak, yalnızca yönetsel bir başarı değil; aynı zamanda güçlü bir vizyonun ürünüdür. Bu süreçte farklı görüşlerin temsil edilmesi, gazetecilerin yetişmesi ve kamusal bilginin geniş kitlelere ulaştırılması gibi önemli katkılar sağlanmıştır. Ancak bugün gelinen noktada, tartışmaların odağında yalnızca belirli olayların yer alması, daha geniş bir değerlendirmeyi gölgede bırakmaktadır. Hiç kimse hatasız değildir. Bu, insan olmanın doğasında vardır. Fakat bir kişinin bütün kariyerini ve katkılarını tek bir başlık altında değerlendirmek, sağlıklı ve adil bir yaklaşım değildir. Burada asıl mesele şudur: Bir insanın hayatı nasıl tartılmalıdır? Yaptıklarıyla mı? Yoksa yalnızca tartışmalı anlarla mı? Yiğidi Öldür, Hakkını Teslim Et Bugünlerde bu sözün ne kadar ağır ve anlamlı olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz. Karşımızda; hayatını hukuka, emeğe, üretmeye ve ülkesine adamış bir isim var. Anadolu’nun yoklukla yoğrulmuş topraklarından çıkıp İstanbul gibi bir metropolde var olmak… Üstelik bunu alın teriyle, ilimle ve mücadeleyle başarmak herkesin harcı değildir. O, kolay olanı seçmedi. Zoru seçti. Mücadeleyi seçti. Basın dünyası ise ince bir çizgidir. “Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamazsın” denilen o zor denge… Hele ki ilkesel ve tarafsız kalmaya çalışıyorsanız, bu yol daha da çetin hale gelir. Tekdağ, tam da bu yolu tercih etti. Batmak üzere olan bir medya yapısını devraldı, ayağa kaldırdı ve yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası ölçekte söz sahibi bir noktaya taşıdı. Bu süreçte yüzlerce gazeteci, yazar ve medya mensubu yetişti. Farklı görüşler kendine yer buldu. Bilim insanları konuştu. Toplumun farklı kesimleri kendini ifade edebildi. Kısacası; bir medya yapısından öte, adeta bir okul üniversite inşa edildi. Mesele Hata Değil, Mesele Adalet Ama bugün… Böylesine bir emeğin, böylesine bir birikimin ve bir ömrün hak etmediği bir tabloyla karşı karşıyayız. Hata mı? Elbette. Kusur mu? Hepimizde var. Ama mesele hata değil. Mesele adalet. Bir insanın bütün hayatının nasıl tartıldığıdır asıl mesele. Bir ömür hukuka hizmet etmiş bir ismin, hukuksuzluk tartışmaları içinde anılması; işte bu, vicdanlarda asıl ağırlık yapan noktadır. Vefa mı, Unutuş mu? Bir ülke, değerlerini nasıl kaybeder? Onları yok sayarak. Onları yalnız bırakarak. Ve en tehlikelisi: Emeklerini görmezden gelerek. Bugün yaşanan tabloya baktığımızda mesele yalnızca bir kişi değildir. Mesele; bu ülkede emeğin, liyakatin ve bir ömrün nasıl değerlendirildiğidir. Eleştiri yapılabilir. Tartışma olabilir. Ancak bir insanın bütün hayatını yok saymak, onu tek bir başlıkla tanımlamak; bu adalet değildir. Açık konuşalım: Bu, vefasızlıktır. Bir dönem herkesin konuşabildiği, farklı seslerin duyulabildiği bir medya alanı oluştuysa, bunda bu emeğin payı vardır. Bugün o emeği görmeyenler, yarın kendi emeklerinin de görülmemesine şaşırmamalıdır. Son Söz Bu ülkenin bir sözü daha var: “Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun.” Bugün o taşı koyanları unutmamak zorundayız. Çünkü hafıza kaybı, toplumların en büyük adaletsizliğidir. Adalet sadece mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da tecelli eder. Ve biz, o vicdanı diri tutmak zorundayız. Çünkü yiğidi öldürmek kolaydır. Ama hakkını teslim etmek… İşte asıl mesele budur. Maksut Konyar
Maksut Konyar'ın yazısı...

Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil

Bir insanın hayatı, yalnızca tartışmalı anlarla mı tartılır; yoksa bir ömrün emeği, katkısı ve bıraktığı iz de hesaba katılır mı?

Basın dünyası, dışarıdan göründüğünden çok daha karmaşık ve yıpratıcı bir alandır. Özellikle ilkesel, dengeli ve kapsayıcı bir yayıncılık hedefleniyorsa, bu zorluk katlanarak artar.

Mehmet Kenan Tekdağ’ın kariyerine de tam olarak bu perspektiften bakmak gerekir.

Krizdeki bir medya yapısını devralıp onu yeniden yapılandırmak, yalnızca yönetsel bir başarı değil; aynı zamanda güçlü bir vizyonun ürünüdür. Bu süreçte farklı görüşlerin temsil edilmesi, gazetecilerin yetişmesi ve kamusal bilginin geniş kitlelere ulaştırılması gibi önemli katkılar sağlanmıştır.

Ancak bugün gelinen noktada, tartışmaların odağında yalnızca belirli olayların yer alması, daha geniş bir değerlendirmeyi gölgede bırakmaktadır.

Hiç kimse hatasız değildir. Bu, insan olmanın doğasında vardır. Fakat bir kişinin bütün kariyerini ve katkılarını tek bir başlık altında değerlendirmek, sağlıklı ve adil bir yaklaşım değildir.

Burada asıl mesele şudur:
Bir insanın hayatı nasıl tartılmalıdır?
Yaptıklarıyla mı?
Yoksa yalnızca tartışmalı anlarla mı?

Yiğidi Öldür, Hakkını Teslim Et

Bugünlerde bu sözün ne kadar ağır ve anlamlı olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.

Karşımızda; hayatını hukuka, emeğe, üretmeye ve ülkesine adamış bir isim var.

Anadolu’nun yoklukla yoğrulmuş topraklarından çıkıp İstanbul gibi bir metropolde var olmak… Üstelik bunu alın teriyle, ilimle ve mücadeleyle başarmak herkesin harcı değildir. O, kolay olanı seçmedi. Zoru seçti. Mücadeleyi seçti.

Basın dünyası ise ince bir çizgidir. “Ne İsa’ya ne Musa’ya yaranamazsın” denilen o zor denge… Hele ki ilkesel ve tarafsız kalmaya çalışıyorsanız, bu yol daha da çetin hale gelir.

Tekdağ, tam da bu yolu tercih etti.

Batmak üzere olan bir medya yapısını devraldı, ayağa kaldırdı ve yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası ölçekte söz sahibi bir noktaya taşıdı. Bu süreçte yüzlerce gazeteci, yazar ve medya mensubu yetişti. Farklı görüşler kendine yer buldu. Bilim insanları konuştu. Toplumun farklı kesimleri kendini ifade edebildi.

Kısacası; bir medya yapısından öte, adeta bir okul üniversite inşa edildi.


Mesele Hata Değil, Mesele Adalet

Ama bugün…

Böylesine bir emeğin, böylesine bir birikimin ve bir ömrün hak etmediği bir tabloyla karşı karşıyayız.

Hata mı? Elbette.
Kusur mu? Hepimizde var.

Ama mesele hata değil. Mesele adalet.

Bir insanın bütün hayatının nasıl tartıldığıdır asıl mesele.

Bir ömür hukuka hizmet etmiş bir ismin, hukuksuzluk tartışmaları içinde anılması; işte bu, vicdanlarda asıl ağırlık yapan noktadır.


Vefa mı, Unutuş mu?

Bir ülke, değerlerini nasıl kaybeder?

Onları yok sayarak.
Onları yalnız bırakarak.
Ve en tehlikelisi: Emeklerini görmezden gelerek.

Bugün yaşanan tabloya baktığımızda mesele yalnızca bir kişi değildir. Mesele; bu ülkede emeğin, liyakatin ve bir ömrün nasıl değerlendirildiğidir.

Eleştiri yapılabilir. Tartışma olabilir. Ancak bir insanın bütün hayatını yok saymak, onu tek bir başlıkla tanımlamak; bu adalet değildir.

Açık konuşalım:
Bu, vefasızlıktır.

Bir dönem herkesin konuşabildiği, farklı seslerin duyulabildiği bir medya alanı oluştuysa, bunda bu emeğin payı vardır.

Bugün o emeği görmeyenler, yarın kendi emeklerinin de görülmemesine şaşırmamalıdır.

Son Söz

Bu ülkenin bir sözü daha var:
“Taş üstüne taş koyandan Allah razı olsun.”

Bugün o taşı koyanları unutmamak zorundayız. Çünkü hafıza kaybı, toplumların en büyük adaletsizliğidir.

Adalet sadece mahkeme salonlarında değil, vicdanlarda da tecelli eder.

Ve biz, o vicdanı diri tutmak zorundayız.

Çünkü yiğidi öldürmek kolaydır.
Ama hakkını teslim etmek…

İşte asıl mesele budur.

Maksut Konyar

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.