deneme bonusu grandpashabet güncel adres betpark süperbetin giriş betebet bets10 Matadorbet vdcasino tipobet giriş onwin giriş deneme bonusu veren siteler 2023 giriş onwin grandpashabet grandpashabet

İran ve Türkiye, Güney Azerbaycan Üzerinden Çatışma Eşiğinde mi?

Genel 25.03.2025 - 12:35, Güncelleme: 25.03.2025 - 12:35
 

İran ve Türkiye, Güney Azerbaycan Üzerinden Çatışma Eşiğinde mi?

Ömür Çelikdönmez'in yazısı...

Ankara ve Tahran kriz süreçlerinin yolaçtığı gerginlikleri dikkatli bir dengelemeyle onlarca yıl deyim yerindeyse diplomasinin kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünde döküp taşırmadan yönetti. Ancak her iki ülke bölgesel güç dengesindeki son değişimlerin ardından kendilerini giderek daha fazla karşı karşıya buldular. Birbirlerine dönüp bizi arkadan kim ittirdi? deme durumları da yok. Bu noktada Türkiye’nin İran’a göre komşuluk hukukunu gözettiği söylenebilir. Öncelikle bu ülkede yaşayan milyonlarca Türkün hatırı var. Bir diğer neden de ekonomik ilişkiler. Oysa takiyyeci  takunyalılar yani Molla rejimi Türkiye’ye yönelik PKK terör örgütü kartını masaya koydu. Ankara sineye taş bastı, sürekli ya sabır virdine devam etti. Keser döndü sap döndü. Küresel ve bölgesel ölçekli jeopolitik gelişmeler bir çok noktada Ankara’nın elini güçlendirdi. İran’ın Akdeniz’e koridor açmak amaclı kurguladığı Şii Kuşak projesini hayata geçirmek için  sahaya sürdüğü paramiliter güçler, iki ülke arasındaki  çatışmanın  en yoğun olduğu Suriye’den Baas rejiminin devrilmesi surecinde tası tarağı toplayıp arkalarına dahi bakmadan sırra kadem bastılar. Bir kısmı  Lazkiye ve Tartus gibi Nuseyri nüfusun yoğun yaşadığı şehirlerde kayboldu. Mühim bir kısmı ise Irak sınırından geçerek Haşdi Şabi kuvvetlerinin karargahlarına sığındılar. Tahran’ın Beşşar Esad rejiminin düşmesinin ardından bölgeden  çekilmesiyle, iki komşu ve uzun süredir rakip olan iki ülke arasındaki nüfuz mücadelesi hem Suriye’de hem de Irak’ta tırmanışa geçti. Bu  ve sınırlarının çok ötesine yayılma enerjisi var.  İran bu noktada  kendisinden  başka suçlu aramasın. Yıllardır ülke Velayeti Fakihin demir yumruğu   altında inim inim inliyor.  Fırsatını bulan  ülkeden kaçıyor.  Ekonomisi yerlerde. Hayat pahalılığı almış başını gitmiş. Muhaliflere  hayat hakkı tanınmıyor. Ülke genelinde hükümet karşıtı protestolar sürerken, “özgürlük, adalet ve ulusal hükümet” ifadesi, İran’ın kuzeybatısındaki en büyük üç Azerbaycan-Türk nüfus merkezi olan Tebriz, Urmiye ve Erdebil sokaklarında sık sık yankılandı. Talepler ülkenin diğer Fars olmayan topluluklarının dikkatini hızla çekti. O gündür bu gündür İran Türklüğü ayakta ‘Azerbaycan oyaktır Urmiye’ye dayaktır’ diye haykırıyor. Güney Azerbaycan İran Türk mirasının kalbi Ülkenin sınır bölgelerinde önemli sayıda Fars kökenli olmayan insan yaşıyor ve Azerbaycan, Türkmenistan, Pakistan ve Irak gibi komşu ülkelerdeki etnik gruplarla bağlantılarını sürdürüyorlar. İran sınırları dışında gerçekleşen olaylar, ülke topraklarında bulunan farklı etnik gruplar üzerinde önemli bir etkiye sahip çünkü bu azınlıklar etki ve manipülasyona karşı çok hassas. Güney Kafkasya ve Hazar Denizi bölgesinde, Rusya ve İran, egemenlik ve nüfuz için rekabetleri sonucunda daha önce iki büyük savaşa girmişlerdi. Her iki çatışma da bölgede yaşandı. Bunlar sırasıyla 12 Ekim 1813’te imzalanan Gülistan ve 10 Şubat 1828’de imzalanan Türkmençay antlaşmalarıyla sona erdi. İkinci Rus-Fars savaşının sona ermesinin ardından, Rus İmparatorluğu ve İran, Azerbaycan’ı yasal olarak iki bölüme ayırdılar: kuzey ve güney bölgesi. Bu nedenle Güney Azerbaycan bölgesi, İran içinde önemli bir alana dönüştü. Güney ve Kuzey Azerbaycan halkı, hem coğrafi hem de kültürel açıdan 150 yıldan fazla bir süredir birbirlerinden ayrılar ve halen aynı etnik kimliğe sahipler. Doğu Azerbaycan Eyaleti, Batı Azerbaycan Eyaleti ve Ardabil Eyaleti, İran’ın Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yakın mesafede bulunan ve her biri çoğunluğu Azerbaycanlılardan oluşan bir nüfusa sahip üç bölgesi. Ateşle barut yanyana … Cennette cehennemi yaşamak İranlı yetkililer önemli sayıda Güney Azerbaycalı Türk’ün ülkeden kaçmasına neden olan politikalar izlediler. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti ve birçok AB  ülkesine göç eden insan sayısında önemli bir artış yaşandı. Sekiz milyondan fazla İran vatandaşı Güney Azerbaycan Türk’ünün ülke dışında yaşadığı tahmin ediliyor. Bunlardan bir milyondan fazlası Avrupa veya Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan siyasi göçmenler olarak kabul ediliyor. Ek olarak, Azerbaycan eyaletlerinden İran’ın diğer bölgelerine, özellikle başkent Tahran’a göç  sözkunusu. Azerbaycanlı göçmenlerin ve birinci veya ikinci nesilden gelen torunlarının yüzdesinin, Tahran’ın metropol alanındaki tüm nüfusun yüzde 25 ila 33’ü arasında bir yerde olduğu tahmin ediliyor. Bu Tahran’ın etnik hem de kültürel olarak Türkleştiğini gösteriyor. İran hükümeti, azınlık olma hakları, kültürel ve dilsel ifade ve ulusal kimlik hakları da dahil olmak üzere Azerbaycan nüfusunun haklarını ihlal etti. İran’da merkezi hükümet, bazı etnik grupların yayılmasını durdurmak ve nüfus artış hızını sıkı bir şekilde kontrol altında tutmak amacıyla bir asimilasyon programı başlattı. İranlı olmayan bir ulusal kimliğe sahip oldukları ve ülke nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturdukları için, İran hükümeti 1990’lardan beri Azerbaycanlılara karşı ayrımcılık yapıyor. Genel olarak, İran’ın merkezi hükümeti ile ülkenin azınlıkları arasındaki siyasi bağlar  ya kopmuştur ya da kopmak üzeredir. İran bu gidişle parçalanmanın eşiğindedir. Sovyetler Birliğinin dağılması ve  1991’de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, Güney  Azerbaycan halkının ulusal kimliği de  güçlendi. Birleşik Azerbaycan  ülküsü sadece her iki komşu ülkede değil  tüm Türk dünyasında konuşuluyor. Güney Azerbaycan hareketinin siyasi kanadı ve İran hükümetinin idari mekanizması uluslararası baskılara eşit derecede maruz kalmaktadır. Nasıl mı? Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere birçok  örgütün  raporlarına kaydettiği gibi, İran rejimi Güney Azerbaycan’daki kültürel etkinlikler ve protestolar sırasında sıklıkla önemli sayıda kişiyi tutuklamaya başvurmaktadır. Aktivistlerin Güney Azerbaycanlıların siyasi ve kültürel haklarını destekleme çabaları, her yıl bir çoğunun  hapse atılması, işkence görmesi veya sürgüne zorlanmasıyla sonuçlanıyor. Buna rağmen Güney Azerbaycanlıların devam eden haklı mücadelesinin ve maruz kaldıkları baskının uluslararası toplumdan yeterince ilgi görmeyeceği  söylenebilir. Bu, İran ve Orta Doğu’yu ilgilendiren diğer birçok krizle keskin bir tezat oluşturmaktadır. Bu olumsuz eğilimi tersine çevirmek için Güney Azerbaycan Türklerinin uluslararası kamuoyuna davalarını hatırlatmaya devam etmeleri ve bunu çeşitli coğrafi ve tematik ortamlarda yapmaları  gerekiyor. Urumiye neresi? Neden önemli ? Şehre Araplar ‘Urmiya’, Ermeniler ‘Ormi’, Persler ‘Urumi’, Türkler ‘Urumiye’ diyor. Şehrin 5 km ötesinde dünyanın 2. büyük tuz gölü Urmiye Gölü ile birlikte bir havza var. Şehir İran’ın kuzey batısında Türkiye sınırına yaklaşık 50 km. mesafede denizden 1340m. yükseklikte kurulu. Deryâçe-i Urûmiye denilen gölün batı kıyısına çok yakın bir mevkide bulunan şehir zengin su kaynakları, verimli arazileriyle tarım ve hayvancılık için oldukça  elverişli. Urumiye 1906 yılında Osmanlılar’ın ve 1911’de Ruslar’ın eline geçti. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusu ile Rus ordusu arasında pek çok defa el değiştirdi. Osmanlı ordusu, I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Aralık 1918’de Urumiye’den ayrılmak zorunda kaldı ve bölge nihaî şekilde İran’a bağlandı. Şehrin adı, hicrî-şemsî 1314/1935 yılında İran Bakanlar Kurulu’nun kararıyla Rızâ Şah’ın adına nisbetle Rızâiye olarak değiştirildiyse de 1979’daki İslâm devriminden sonra tekrar Urmiye’ye çevrildi. Urumiye’de yaşayan Türk Boyları İran’ın Urmiye ve gölü çevresinde yaşayan Türk boyları, genellikle Azerbaycan Türkleri’ne mensup olanlardır. Urmiye, İran’ın kuzeybatısında, Azerbaycan’a sınır yakınlarında yer alır ve burada yaşayan Türkler, tarihsel olarak Azerbaycan Türkleri ve Oğuz boyları ile bağlantılıdır. Urumiye, İran Azerbaycanı’nın  merkezlerinden. Bu bölgedeki Türk varlığını, büyük oranda, Oğuz boylarından Avşarlar teşkil eder. Urumiye  civarında yerleşik bir diğer Türk topluluğu. Küresünniler veya Küresinliler’dir. İran’ın Salmas, Urmiye, Hoy ve Maku bölgelerinde ve Türkiye’nin Van ilinde yaşayan bir Türk boyudur. Osmanlı İmparatorluğu tarafından Kızılbaşlara karşı hizmet etmek için bölgeye yerleştirilen Çepnilerden geldiklerine inanılmaktadır. Urmiye şehrinde yaşayan Türk boyları hakkında daha net bilgi vermek gerekirse, bu bölgede özellikle Azerbaycan Türkleri ve onların alt boyları bulunur. Urmiye, İran’ın Azerbaycan bölgesine yakın olması nedeniyle burada Azerbaycan Türkleri’nin farklı boyları yerleşmiştir. Bu boylar arasında en yaygın olanlar şunlardır: Cevdetoğlu (Cevdetli) Boyu: Urmiye’nin çevresindeki köylerde yerleşik olan bu boy, Azerbaycan Türkleri arasında önemli bir yer tutar. Bu boyun, Urmiye çevresinde sıkça görüldüğü bilinir. Afşar Boyu: Afşar boyu da Urmiye ve çevresinde yaşamaktadır. Afşar boyu, Oğuzların bir parçasıdır ve İran’da, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında yaygındır. Süleymanlı Boyu: Süleymanlı, Azerbaycan Türkleri arasında yaygın olan bir diğer Oğuz boyudur ve Urmiye’de bu boyun mensupları da bulunur. Beydili Boyu: Urmiye’de Beydili boyuna mensup Türkler de yerleşim gösterir. Beydili boyu, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında bilinen ve büyük bir nüfusa sahip bir boydur. Urmiye’deki bu Türk boyları, tarihsel olarak Osmanlı ve Safevi İmparatorlukları arasındaki ilişkilerden ve göçlerden etkilenmişlerdir. Fars Politikası Urumiye’de Kürt ve Türk Arasındaki Gerilimi Tırmandırıyor Urmiyye, İran’ın Azerbaycan bölgesinde yer alan bir şehir. Türk ve Kürt nüfusları bir arada yaşıyor.  Son yıllarda İran rejimince Urmiyye’de, özellikle Türkler ve Kürtler arasında geniş çaplı bir çatışma ortamı yaratılıyor. Ancak, bu durum genellikle ulusal düzeydeki siyasi olaylar ve İran’ın merkezi yönetimi ile ilişkili daha geÖniş bir bağlamda şekilleniyor. Bu bağlamda Urmiye’de, Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde son yıllarda çeşitli protestolar yaşandı. Bu gösterilerin temel nedenleri arasında ekolojik tahribat, kültürel hak ihlalleri ve ırkçı uygulamalar bulunmaktadır. Ekolojik Tahribat ve Urmiye Gölü’nün Kuruması: Urmiye Gölü’nün kuruması, bölgedeki ekolojik dengenin bozulmasına ve halk sağlığının tehdit altına girmesine yol açmaktadır. Gölün kurumasının temel nedenleri arasında İran hükümetinin su kaynakları üzerindeki kontrolü ve baraj inşaatları gösterilmektedir. Bu durum, bölgedeki tarım ve su temini gibi temel ihtiyaçları olumsuz etkilemekte ve halkın yaşam kalitesini düşürmektedir. Çevre aktivistleri ve kanaat önderleri, bu durumu protesto etmek için çeşitli eylemler düzenlemişlerdir. Kültürel Hak İhlalleri ve Asimilasyon Politikaları: İran’da Azerbaycan Türklerinin ana dillerinde eğitim görme hakları kısıtlıdır. Bu durum, kültürel kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Özellikle üniversitelerde Türkçe eğitim talebi sık sık dile getirilmekte, ancak bu talepler genellikle karşılık bulmamaktadır. Örneğin, 2015 yılında Urmiye Üniversitesi öğrencileri, “Biz Türküz”, “Fars Irkçılığına Hayır” ve “Azerbaycan Var Olsun / İstemeyen Kör Olsun” gibi sloganlarla üniversite yönetimini protesto ettiller. Irkçı Uygulamalar ve Medya Yayınları: Devlet medyasında Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı ve aşağılayıcı yayınlar, halkın tepkisini çekmektedir. Özellikle televizyon programlarında Türkçeye ve Türk kültürüne yönelik olumsuz betimlemeler, toplumsal huzursuzluğa neden olmaktadır. Bu tür yayınlar, halkın kimliklerine yönelik bir saldırı olarak görülmekte ve protestolara yol açmaktadır. Örneğin, 2015 yılında yayımlanan bir televizyon programında Azerbaycan Türkçesiyle konuşan bir baba-oğul üzerinden yapılan diyaloglar, halkın geniş tepkisini çekmiş ve gösterilere neden olmuştu. Urmiye ve çevresindeki Azerbaycan Türkleri, ekolojik sorunların çözülmesi, kültürel haklarının tanınması ve ırkçı uygulamaların son bulması talepleriyle çeşitli gösteriler düzenliyor. Bu protestolar, bölgedeki etnik ve kültürel çeşitliliğin korunması ve halkın temel haklarının savunulması açısından büyük öneme sahip. Önce Nevruz gösterisinde PKK progandası Türkleri kızdırdı Güney Azerbaycan Türkleri yürüyüş yapmadan önce Urmiye şehrinde onbinlerin katılımıyla büyük bir Newroz kutlamaları kapsamında Güney Azerbaycan’ın birçok köy ve şehrinde Nevruz etkinlikleri ve kutlaması düzenlendi. Urmiye’deki Nevruz kutlamasına binlerce kişi katıldı. Ayrıca civardaki bölgelerden de çok sayıda insan  kutlamalara  katıldı ve Nevruz ateşini yaktı. Nevruz kutlamalarında PKK sempatizanlarının açıkça örgüt bayraklarıyla boy göstermesi, yerel halkın sabrını taşıran son damla oldu. İran’da PKK ve onun uzantıları resmi olarak yasaklı olmasına rağmen, İran istihbaratının zaman zaman örgütle iş birliği yaptığı ve bölgedeki varlığını göz ardı ettiği belirtiliyor. Urmiye’deki gösterilerde, halk İran yönetimini bu konuda çifte standart uygulamakla suçladı. Protestocular, İran rejiminin bu duruma göz yummasının, bölgedeki Türk kimliğini zayıflatma ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı koparma amacı taşıdığını öne sürüyor. Uzmanlara göre, Urmiye ve çevresindeki demografik değişim politikası, aynı zamanda İran’ın Türkiye’yi güney sınırlarında baskı altına alma stratejisinin bir parçası. Urmiye kentinde Kürtlerin 18 Mart’ta Kürt ulusal sembolleriyle büyük çaplı bayram kutlamaları planlaması gerginliğe yol açtı. Nahçıvan sınırındaki Poldaşt kenti, geçen hafta düzenlenen törende Kürt bölgesi olarak tanımlandı. Güney Azerbaycan’ın Urmiye kentinde Türkler, Nevruz’da Kürtlerin sözde Kürdistan bayrağı açarak “Urmiye Kürdistan’dır” sloganları atması üzerine sokaklara döküldü. Binlerce Türk ellerinde tornadan geçirilmiş nizami sopalarla  “Urmiye Türk’ündür, Türk’ün kalacak” ve “Azerbaycan oyaktır, Urmiye’ye dayaktır” sloganlarıyla yürüyüş yaptı. İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Urmiye’de  büyük  protesto yürüyüşü gerçekleşmesi,  bölge halkının son yıllarda artan Kürt göçü ve  Nevruz kutlamalarında PKK yandaşlarının açıkça sahne almasına tepki göstermesine yol açtı.  “Urmiye Türktür, Türk kalacak” sloganlarıyla sokaklara dökülen Azerbaycan Türkleri, bölgenin demografik yapısının bilinçli bir şekilde değiştirildiğini vurguladı. Urmiye Türkleri neden tepkili ? Çünkü yaşadıkları topraklarda demografik yapı değiştiriliyor. Güney  Azerbaycan, tarihi boyunca  Türklerin yoğunlukta olduğu bir bölge bilinirken, son yıllarda Zagros bölgesinden sistematik şekilde Kürt nüfusun bölgeye yerleştirildiği iddiaları giderek güçleniyor. Özellikle İran rejimi tarafından desteklendiği öne sürülen bu yerleşim hareketi, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki Türk dünyasını birleştiren fiziki bağı koparma girişimi olarak değerlendiriliyor. Yerel kaynaklara göre, İran hükümeti bu politikayı yıllardır uyguluyor ve bölgenin etnik yapısını değiştirmek için çeşitli teşvikler sunuyor. Bu durum, sadece Urmiye ile sınırlı kalmayıp, Makü ve Hoy gibi diğer Azerbaycan Türklerinin yaşadığı bölgelerde de benzer şekilde devam ediyor. İran’da, Soran Kürtlerinin demografik hegemonyası nedeniyle şu anda Türklerin  bölgesel başkenti Urmiye’de kırsal göç etno-dinsel dayanışmaları güçlendiriyor. 2000’lerden bu yana, İslam Cumhuriyeti, Sünni Kürt kimliğinin siyasallaşmasına, yeni aşiret reislikleri ve Sünni tasavvufun rakip kollarından oluşan bir mürit kitlesinin büyümesine göz yumdu. Cama da vurma cam şıngırdar Yüzyıllardır İran ve Türkiye birbirlerine bölgesel nüfuz ve üstünlük sağlamak noktasında  inişli çıkışlı ama sürekli rekabet içindeler. Bu sorunlu  ve zorunlu ilişki günümüze kadar devam ettti. Bazı durumlarda Tahran ve Ankara’nın Suriye, Irak ve Güney Kafkasya’daki yabancı çatışmaların zıt taraflarında savaşan ortakları veya müttefikleri desteklemesiyle bu rekabet daha da belirginleşti. Bu potansiyel tırmandırıcı dinamikler vekâleten jeopolitik rekabetle sınırlı kalmamış; birbirlerinin içişlerine karışma çabalarına da sıçramıştır. Bu, özellikle Türkiye ile doğrudan sınır komşusu olan önemli bir jeopolitik odak noktası İran’ın kuzeybatı bölgesinde belirgindir. Burada, Türk tarafı Kürtler ve etnik Azerbaycanlılar (yerel olarak Azerbaycan Türkleri olarak da bilinir) arasındaki karmaşık ve uzun süredir devam eden gerginlikleri periyodik olarak kışkırtmaya çalışmıştır. Eğer İran ateşle oynadığını farkina varmazsa kendileri bilir. İran, Kürt kartını oynamaya çalışıyor. Türkiye’ye karşı Alevi Kürtleri destekliyor. Batı Azerbaycan eyaletindeki etnik dinamiklerin karmaşık ve gergin doğası, Türkler ve Azeriler arasındaki yakın etnik yakınlıkla birleşince, İran’ın endişesine rağmen, dini farklılıklarına rağmen Azerbaycan-Türk toplumunu Türkiye için önemli bir hedef haline getirmiştir. 1990’lardan bu yana uydu çanaklarının yaygın kullanımı ve Türk kanallarına erişim, Türkiye’nin İran Azerbaycan-Türkleri arasındaki yumuşak gücünün artmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur: Kuzeybatı İran’daki birçok hane, özellikle Azerbaycan-Türkleri, düzenli olarak Türk televizyon istasyonlarını izlemektedir. İranlı yetkililerin iddiasına göre Türkiye’nin Urmiye kentindeki Türk konsolosluğu aracılığıyla Batı Azerbaycan’daki Azerbaycan-Türk aktivistlerine ve gazetecilere, kültürel canlanmay odaklı, artan bir eğitim ve destek sağlamaktadır. Bu tanıtım ve kamu diplomasisi, Türk dayanışmasının farkındalığını teşvik etmenin yanı sıra Türkçe dilindeki yeterliliğin artmasına da katkıda bulunmakta ve 2000’lerin başından bu yana gözlemlenen Türk etkisini pekiştirmektedir. Bu politikanın bir sonucu olarak, Güney Azerbaycan’daki yerel yetkililer, bu eyaletin başkenti Urmiye’deki Farsça sokak adlarına Azerice yer adları eklediler. Ayrıca, yerel yetkililer resmi toplantılarda Farsça yerine Azerice dilinin kullanılmasını zorlayarak Kürtlerle gerginliğe neden oldular. Örneğin, Urmiye şehir meclisinin Kürt ve Azerbaycanlı üyeleri arasında dil kullanımı konusunda çıkan anlaşmazlıklar, Kürt üyelerin protesto amacıyla toplantıları terk etmesine neden oldu. Bu olaylar sosyal medyada ve kamuoyunda önemli tartışmalara ve öfkeye yol açtı. Ayrıca, İran’ın eski cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2019’da Doğu Azerbaycan’a yaptığı ziyarette Batı Azerbaycan’dan “Urmiye” olarak bahsetmişti – Kürtlerin bu eyalet için tercih ettiği isim. Ancak, bu ismin kullanımı Kürtleri yatıştırmak için değil, Ankara’nın Batı Azerbaycan’ı “Türk dünyası”nın bir parçası olarak gösteren mesajına karşı koymaya yönelik bir girişimdi. Hem iç hem de dış politikalarının temel taşı olarak Şii İslam’a büyük yatırım yapan İran’ın İslam rejimi, şimdi hem içeride hem de yakın çevresinde yükselen milliyetçilik sorunuyla karşı karşıya. Ve bu etno-milliyetçi güçler, rejimin aşılamaya çalıştığı ortak dini kimlik olan Şiilikten daha güçlü olduklarını kanıtlıyor – özellikle genç Azerbaycan Türkleri arasında belirgin bir gerçeklik. Türk radikal milliyetçiliğini benimsemeye daha yatkın olan bu demografik grup, İran rejimi için potansiyel bir zorluk teşkil ediyor. Mevcut etnik içi gerginlikler devam ederse ve Ankara ile Tahran birbirlerinin işlerine karışmayı bırakmazsa, tarih tekerrür edebilir ve uzun süren Türk-İran soğuk savaşı sıcak bir savaşa dönüşebilir. Mevcut eğilimler durdurulmazsa, iki eski bölgesel imparatorluk olan Osmanlı ve Fars’ın çağdaş halefleri, kendilerini sınırlarında silahlı çatışmaların ortasında bulabilirler. Ancak İranlı Şii Azerbaycanlılar ile Türkiye’deki Sünni Türkler arasındaki mezhepsel farklılıklar, 1500’lü yılların başında Sünni Osmanlı İmparatorluğu’nun Alevilerinin İran’daki Şii Safevilerle saf tutmasıyla Safevi İmparatorluğu’nun Osmanlı İmparatorluğu’na karşı nasıl bir avantaj elde ettiğine rağmen, İran İslam Cumhuriyeti’nin lehine sonuçlanmayabilir. Bir önceki MİT Başkanı Dışişleri Bakanı Dr. Hakan Fidan, Şubat’ta Katar merkezli El Cezire televizyonuna verdiği röportaj da,  “İran, Suriye’yi böyle kolayca kaybetmeyi kabul eder mi? Bazıları [Suriye Demokratik Güçleri] SDG’yi belli bir destekleme ihtimalinden bahsediyor” şeklindeki soruya şu yanıtı vermişti; “Eğer siz başka bir ülkedeki bir grubu destekleyerek orada rahatsızlık oluşturmak isterseniz, başka bir ülke de sizdeki başka bir grubu destekleyerek size rahatsızlık oluşturmak ister.”Yani dünyada artık hiçbir şey gizlenemiyor. Sizde olan yetenekler başkasında da var. Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına taş atmayacaksınız.” Ara başlığı neden cama da vurma  cam şıngırdar  diye yazdığımı anladınız mı?  Kısmi Kaynakça https://gunaz.tv/en/post/116661 #https://www.rusen.org/iran-turkleri/ https://islamansiklopedisi.org.tr/urmiye https://iranicaonline.org/articles/kora-sonni https://islamdusunceatlasi.org/mekanlar/urmiye/143 https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/190320254 https://www.angelfire.com/or3/etnografya/depo1/minurmiye.htm https://mei.edu/publications/are-iran-and-turkey-collision-course-over-west-azerbaijan https://x.com/turkishreporter/status/1903419682574479803?t=_R26vwtOcusspMfOC4_Ecw&s=19 https://apa.az/en/foreign-policy/urmia-beating-heart-of-azerbaijanism-know-south-azerbaijan-397880 https://www.voanews.com/a/azerbaijani-turks-in-iran-demand-freedom-justice-national-government-/6830812.html https://barinajans.com/kose-yazilari/urmiyede_buyuk_yuruyus_turkleri_pkk_provokasyonuna_karsi_ayakta-399.html #https://thegeopolitics.com/the-urmia-lake-crisis-environmental-degradation-ethnic-tensions-and-water-politics-in-iran/ https://www.cirsd.org/en/horizons/horizons-spring-2024–issue-no-26/the-long-struggle-of-irans-azerbaijani-community
Ömür Çelikdönmez'in yazısı...

Ankara ve Tahran kriz süreçlerinin yolaçtığı gerginlikleri dikkatli bir dengelemeyle onlarca yıl deyim yerindeyse diplomasinin kıldan ince kılıçtan keskin sırat köprüsünde döküp taşırmadan yönetti. Ancak her iki ülke bölgesel güç dengesindeki son değişimlerin ardından kendilerini giderek daha fazla karşı karşıya buldular. Birbirlerine dönüp bizi arkadan kim ittirdi? deme durumları da yok.

Bu noktada Türkiye’nin İran’a göre komşuluk hukukunu gözettiği söylenebilir. Öncelikle bu ülkede yaşayan milyonlarca Türkün hatırı var. Bir diğer neden de ekonomik ilişkiler. Oysa takiyyeci  takunyalılar yani Molla rejimi Türkiye’ye yönelik PKK terör örgütü kartını masaya koydu. Ankara sineye taş bastı, sürekli ya sabır virdine devam etti.

Keser döndü sap döndü. Küresel ve bölgesel ölçekli jeopolitik gelişmeler bir çok noktada Ankara’nın elini güçlendirdi. İran’ın Akdeniz’e koridor açmak amaclı kurguladığı Şii Kuşak projesini hayata geçirmek için  sahaya sürdüğü paramiliter güçler, iki ülke arasındaki  çatışmanın  en yoğun olduğu Suriye’den Baas rejiminin devrilmesi surecinde tası tarağı toplayıp arkalarına dahi bakmadan sırra kadem bastılar.

Bir kısmı  Lazkiye ve Tartus gibi Nuseyri nüfusun yoğun yaşadığı şehirlerde kayboldu. Mühim bir kısmı ise Irak sınırından geçerek Haşdi Şabi kuvvetlerinin karargahlarına sığındılar. Tahran’ın Beşşar Esad rejiminin düşmesinin ardından bölgeden  çekilmesiyle, iki komşu ve uzun süredir rakip olan iki ülke arasındaki nüfuz mücadelesi hem Suriye’de hem de Irak’ta tırmanışa geçti.

Bu  ve sınırlarının çok ötesine yayılma enerjisi var.  İran bu noktada  kendisinden  başka suçlu aramasın. Yıllardır ülke Velayeti Fakihin demir yumruğu   altında inim inim inliyor.  Fırsatını bulan  ülkeden kaçıyor.  Ekonomisi yerlerde. Hayat pahalılığı almış başını gitmiş. Muhaliflere  hayat hakkı tanınmıyor.

Ülke genelinde hükümet karşıtı protestolar sürerken, “özgürlük, adalet ve ulusal hükümet” ifadesi, İran’ın kuzeybatısındaki en büyük üç Azerbaycan-Türk nüfus merkezi olan Tebriz, Urmiye ve Erdebil sokaklarında sık sık yankılandı. Talepler ülkenin diğer Fars olmayan topluluklarının dikkatini hızla çekti. O gündür bu gündür İran Türklüğü ayakta ‘Azerbaycan oyaktır Urmiye’ye dayaktır’ diye haykırıyor.

İran'da oğluna

Güney Azerbaycan İran Türk mirasının kalbi

Ülkenin sınır bölgelerinde önemli sayıda Fars kökenli olmayan insan yaşıyor ve Azerbaycan, Türkmenistan, Pakistan ve Irak gibi komşu ülkelerdeki etnik gruplarla bağlantılarını sürdürüyorlar. İran sınırları dışında gerçekleşen olaylar, ülke topraklarında bulunan farklı etnik gruplar üzerinde önemli bir etkiye sahip çünkü bu azınlıklar etki ve manipülasyona karşı çok hassas.

Güney Kafkasya ve Hazar Denizi bölgesinde, Rusya ve İran, egemenlik ve nüfuz için rekabetleri sonucunda daha önce iki büyük savaşa girmişlerdi. Her iki çatışma da bölgede yaşandı. Bunlar sırasıyla 12 Ekim 1813’te imzalanan Gülistan ve 10 Şubat 1828’de imzalanan Türkmençay antlaşmalarıyla sona erdi. İkinci Rus-Fars savaşının sona ermesinin ardından, Rus İmparatorluğu ve İran, Azerbaycan’ı yasal olarak iki bölüme ayırdılar: kuzey ve güney bölgesi.

Bu nedenle Güney Azerbaycan bölgesi, İran içinde önemli bir alana dönüştü. Güney ve Kuzey Azerbaycan halkı, hem coğrafi hem de kültürel açıdan 150 yıldan fazla bir süredir birbirlerinden ayrılar ve halen aynı etnik kimliğe sahipler. Doğu Azerbaycan Eyaleti, Batı Azerbaycan Eyaleti ve Ardabil Eyaleti, İran’ın Azerbaycan Cumhuriyeti’ne yakın mesafede bulunan ve her biri çoğunluğu Azerbaycanlılardan oluşan bir nüfusa sahip üç bölgesi. Ateşle barut yanyana …

Cennette cehennemi yaşamak

İranlı yetkililer önemli sayıda Güney Azerbaycalı Türk’ün ülkeden kaçmasına neden olan politikalar izlediler. Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Rusya, Azerbaycan Cumhuriyeti ve birçok AB  ülkesine göç eden insan sayısında önemli bir artış yaşandı.

Sekiz milyondan fazla İran vatandaşı Güney Azerbaycan Türk’ünün ülke dışında yaşadığı tahmin ediliyor. Bunlardan bir milyondan fazlası Avrupa veya Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan siyasi göçmenler olarak kabul ediliyor. Ek olarak, Azerbaycan eyaletlerinden İran’ın diğer bölgelerine, özellikle başkent Tahran’a göç  sözkunusu.

Azerbaycanlı göçmenlerin ve birinci veya ikinci nesilden gelen torunlarının yüzdesinin, Tahran’ın metropol alanındaki tüm nüfusun yüzde 25 ila 33’ü arasında bir yerde olduğu tahmin ediliyor. Bu Tahran’ın etnik hem de kültürel olarak Türkleştiğini gösteriyor. İran hükümeti, azınlık olma hakları, kültürel ve dilsel ifade ve ulusal kimlik hakları da dahil olmak üzere Azerbaycan nüfusunun haklarını ihlal etti.

İran’da merkezi hükümet, bazı etnik grupların yayılmasını durdurmak ve nüfus artış hızını sıkı bir şekilde kontrol altında tutmak amacıyla bir asimilasyon programı başlattı. İranlı olmayan bir ulusal kimliğe sahip oldukları ve ülke nüfusunun büyük bir bölümünü oluşturdukları için, İran hükümeti 1990’lardan beri Azerbaycanlılara karşı ayrımcılık yapıyor.

Genel olarak, İran’ın merkezi hükümeti ile ülkenin azınlıkları arasındaki siyasi bağlar  ya kopmuştur ya da kopmak üzeredir. İran bu gidişle parçalanmanın eşiğindedir. Sovyetler Birliğinin dağılması ve  1991’de bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından, Güney  Azerbaycan halkının ulusal kimliği de  güçlendi. Birleşik Azerbaycan  ülküsü sadece her iki komşu ülkede değil  tüm Türk dünyasında konuşuluyor.

Güney Azerbaycan hareketinin siyasi kanadı ve İran hükümetinin idari mekanizması uluslararası baskılara eşit derecede maruz kalmaktadır. Nasıl mı? Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere birçok  örgütün  raporlarına kaydettiği gibi, İran rejimi Güney Azerbaycan’daki kültürel etkinlikler ve protestolar sırasında sıklıkla önemli sayıda kişiyi tutuklamaya başvurmaktadır.

Aktivistlerin Güney Azerbaycanlıların siyasi ve kültürel haklarını destekleme çabaları, her yıl bir çoğunun  hapse atılması, işkence görmesi veya sürgüne zorlanmasıyla sonuçlanıyor. Buna rağmen Güney Azerbaycanlıların devam eden haklı mücadelesinin ve maruz kaldıkları baskının uluslararası toplumdan yeterince ilgi görmeyeceği  söylenebilir.

Bu, İran ve Orta Doğu’yu ilgilendiren diğer birçok krizle keskin bir tezat oluşturmaktadır. Bu olumsuz eğilimi tersine çevirmek için Güney Azerbaycan Türklerinin uluslararası kamuoyuna davalarını hatırlatmaya devam etmeleri ve bunu çeşitli coğrafi ve tematik ortamlarda yapmaları  gerekiyor.

Urumiye neresi? Neden önemli ?

Şehre Araplar ‘Urmiya’, Ermeniler ‘Ormi’, Persler ‘Urumi’, Türkler ‘Urumiye’ diyor. Şehrin 5 km ötesinde dünyanın 2. büyük tuz gölü Urmiye Gölü ile birlikte bir havza var. Şehir İran’ın kuzey batısında Türkiye sınırına yaklaşık 50 km. mesafede denizden 1340m. yükseklikte kurulu. Deryâçe-i Urûmiye denilen gölün batı kıyısına çok yakın bir mevkide bulunan şehir zengin su kaynakları, verimli arazileriyle tarım ve hayvancılık için oldukça  elverişli.

Urumiye 1906 yılında Osmanlılar’ın ve 1911’de Ruslar’ın eline geçti. I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı ordusu ile Rus ordusu arasında pek çok defa el değiştirdi. Osmanlı ordusu, I. Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından Aralık 1918’de Urumiye’den ayrılmak zorunda kaldı ve bölge nihaî şekilde İran’a bağlandı. Şehrin adı, hicrî-şemsî 1314/1935 yılında İran Bakanlar Kurulu’nun kararıyla Rızâ Şah’ın adına nisbetle Rızâiye olarak değiştirildiyse de 1979’daki İslâm devriminden sonra tekrar Urmiye’ye çevrildi.

Urumiye’de yaşayan Türk Boyları

İran’ın Urmiye ve gölü çevresinde yaşayan Türk boyları, genellikle Azerbaycan Türkleri’ne mensup olanlardır. Urmiye, İran’ın kuzeybatısında, Azerbaycan’a sınır yakınlarında yer alır ve burada yaşayan Türkler, tarihsel olarak Azerbaycan Türkleri ve Oğuz boyları ile bağlantılıdır.

Urumiye, İran Azerbaycanı’nın  merkezlerinden. Bu bölgedeki Türk varlığını, büyük oranda, Oğuz boylarından Avşarlar teşkil eder. Urumiye  civarında yerleşik bir diğer Türk topluluğu. Küresünniler veya Küresinliler’dir. İran’ın Salmas, Urmiye, Hoy ve Maku bölgelerinde ve Türkiye’nin Van ilinde yaşayan bir Türk boyudur. Osmanlı İmparatorluğu tarafından Kızılbaşlara karşı hizmet etmek için bölgeye yerleştirilen Çepnilerden geldiklerine inanılmaktadır.

Urmiye şehrinde yaşayan Türk boyları hakkında daha net bilgi vermek gerekirse, bu bölgede özellikle Azerbaycan Türkleri ve onların alt boyları bulunur. Urmiye, İran’ın Azerbaycan bölgesine yakın olması nedeniyle burada Azerbaycan Türkleri’nin farklı boyları yerleşmiştir. Bu boylar arasında en yaygın olanlar şunlardır:

  1. Cevdetoğlu (Cevdetli) Boyu: Urmiye’nin çevresindeki köylerde yerleşik olan bu boy, Azerbaycan Türkleri arasında önemli bir yer tutar. Bu boyun, Urmiye çevresinde sıkça görüldüğü bilinir.
  2. Afşar Boyu: Afşar boyu da Urmiye ve çevresinde yaşamaktadır. Afşar boyu, Oğuzların bir parçasıdır ve İran’da, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında yaygındır.
  3. Süleymanlı Boyu: Süleymanlı, Azerbaycan Türkleri arasında yaygın olan bir diğer Oğuz boyudur ve Urmiye’de bu boyun mensupları da bulunur.
  4. Beydili Boyu: Urmiye’de Beydili boyuna mensup Türkler de yerleşim gösterir. Beydili boyu, özellikle Azerbaycan Türkleri arasında bilinen ve büyük bir nüfusa sahip bir boydur. Urmiye’deki bu Türk boyları, tarihsel olarak Osmanlı ve Safevi İmparatorlukları arasındaki ilişkilerden ve göçlerden etkilenmişlerdir.

Urmiye'de virüsten ölümler artıyor

Fars Politikası Urumiye’de Kürt ve Türk Arasındaki Gerilimi Tırmandırıyor

Urmiyye, İran’ın Azerbaycan bölgesinde yer alan bir şehir. Türk ve Kürt nüfusları bir arada yaşıyor.  Son yıllarda İran rejimince Urmiyye’de, özellikle Türkler ve Kürtler arasında geniş çaplı bir çatışma ortamı yaratılıyor. Ancak, bu durum genellikle ulusal düzeydeki siyasi olaylar ve İran’ın merkezi yönetimi ile ilişkili daha geÖniş bir bağlamda şekilleniyor. Bu bağlamda Urmiye’de, Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde son yıllarda çeşitli protestolar yaşandı. Bu gösterilerin temel nedenleri arasında ekolojik tahribat, kültürel hak ihlalleri ve ırkçı uygulamalar bulunmaktadır.

Ekolojik Tahribat ve Urmiye Gölü’nün Kuruması: Urmiye Gölü’nün kuruması, bölgedeki ekolojik dengenin bozulmasına ve halk sağlığının tehdit altına girmesine yol açmaktadır. Gölün kurumasının temel nedenleri arasında İran hükümetinin su kaynakları üzerindeki kontrolü ve baraj inşaatları gösterilmektedir. Bu durum, bölgedeki tarım ve su temini gibi temel ihtiyaçları olumsuz etkilemekte ve halkın yaşam kalitesini düşürmektedir. Çevre aktivistleri ve kanaat önderleri, bu durumu protesto etmek için çeşitli eylemler düzenlemişlerdir.

Kültürel Hak İhlalleri ve Asimilasyon Politikaları: İran’da Azerbaycan Türklerinin ana dillerinde eğitim görme hakları kısıtlıdır. Bu durum, kültürel kimliklerinin korunması ve geliştirilmesi açısından büyük bir engel teşkil etmektedir. Özellikle üniversitelerde Türkçe eğitim talebi sık sık dile getirilmekte, ancak bu talepler genellikle karşılık bulmamaktadır. Örneğin, 2015 yılında Urmiye Üniversitesi öğrencileri, “Biz Türküz”, “Fars Irkçılığına Hayır” ve “Azerbaycan Var Olsun / İstemeyen Kör Olsun” gibi sloganlarla üniversite yönetimini protesto ettiller.

Irkçı Uygulamalar ve Medya Yayınları: Devlet medyasında Azerbaycan Türklerine yönelik ırkçı ve aşağılayıcı yayınlar, halkın tepkisini çekmektedir. Özellikle televizyon programlarında Türkçeye ve Türk kültürüne yönelik olumsuz betimlemeler, toplumsal huzursuzluğa neden olmaktadır. Bu tür yayınlar, halkın kimliklerine yönelik bir saldırı olarak görülmekte ve protestolara yol açmaktadır. Örneğin, 2015 yılında yayımlanan bir televizyon programında Azerbaycan Türkçesiyle konuşan bir baba-oğul üzerinden yapılan diyaloglar, halkın geniş tepkisini çekmiş ve gösterilere neden olmuştu.

Urmiye ve çevresindeki Azerbaycan Türkleri, ekolojik sorunların çözülmesi, kültürel haklarının tanınması ve ırkçı uygulamaların son bulması talepleriyle çeşitli gösteriler düzenliyor. Bu protestolar, bölgedeki etnik ve kültürel çeşitliliğin korunması ve halkın temel haklarının savunulması açısından büyük öneme sahip.

Önce Nevruz gösterisinde PKK progandası Türkleri kızdırdı

Güney Azerbaycan Türkleri yürüyüş yapmadan önce Urmiye şehrinde onbinlerin katılımıyla büyük bir Newroz kutlamaları kapsamında Güney Azerbaycan’ın birçok köy ve şehrinde Nevruz etkinlikleri ve kutlaması düzenlendi. Urmiye’deki Nevruz kutlamasına binlerce kişi katıldı. Ayrıca civardaki bölgelerden de çok sayıda insan  kutlamalara  katıldı ve Nevruz ateşini yaktı.

Nevruz kutlamalarında PKK sempatizanlarının açıkça örgüt bayraklarıyla boy göstermesi, yerel halkın sabrını taşıran son damla oldu. İran’da PKK ve onun uzantıları resmi olarak yasaklı olmasına rağmen, İran istihbaratının zaman zaman örgütle iş birliği yaptığı ve bölgedeki varlığını göz ardı ettiği belirtiliyor. Urmiye’deki gösterilerde, halk İran yönetimini bu konuda çifte standart uygulamakla suçladı.

Protestocular, İran rejiminin bu duruma göz yummasının, bölgedeki Türk kimliğini zayıflatma ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağlantıyı koparma amacı taşıdığını öne sürüyor. Uzmanlara göre, Urmiye ve çevresindeki demografik değişim politikası, aynı zamanda İran’ın Türkiye’yi güney sınırlarında baskı altına alma stratejisinin bir parçası.

Urmiye kentinde Kürtlerin 18 Mart’ta Kürt ulusal sembolleriyle büyük çaplı bayram kutlamaları planlaması gerginliğe yol açtı. Nahçıvan sınırındaki Poldaşt kenti, geçen hafta düzenlenen törende Kürt bölgesi olarak tanımlandı.

Güney Azerbaycan’ın Urmiye kentinde Türkler, Nevruz’da Kürtlerin sözde Kürdistan bayrağı açarak “Urmiye Kürdistan’dır” sloganları atması üzerine sokaklara döküldü. Binlerce Türk ellerinde tornadan geçirilmiş nizami sopalarla  “Urmiye Türk’ündür, Türk’ün kalacak” ve “Azerbaycan oyaktır, Urmiye’ye dayaktır” sloganlarıyla yürüyüş yaptı.

İran’ın Batı Azerbaycan eyaletine bağlı Urmiye’de  büyük  protesto yürüyüşü gerçekleşmesi,  bölge halkının son yıllarda artan Kürt göçü ve  Nevruz kutlamalarında PKK yandaşlarının açıkça sahne almasına tepki göstermesine yol açtı.  “Urmiye Türktür, Türk kalacak” sloganlarıyla sokaklara dökülen Azerbaycan Türkleri, bölgenin demografik yapısının bilinçli bir şekilde değiştirildiğini vurguladı.

İran, Urmiye'de Türklere baskıya hazırlanıyor! - QHA - Kırım Haber Ajansı

Urmiye Türkleri neden tepkili ?

Çünkü yaşadıkları topraklarda demografik yapı değiştiriliyor. Güney  Azerbaycan, tarihi boyunca  Türklerin yoğunlukta olduğu bir bölge bilinirken, son yıllarda Zagros bölgesinden sistematik şekilde Kürt nüfusun bölgeye yerleştirildiği iddiaları giderek güçleniyor. Özellikle İran rejimi tarafından desteklendiği öne sürülen bu yerleşim hareketi, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki Türk dünyasını birleştiren fiziki bağı koparma girişimi olarak değerlendiriliyor.

Yerel kaynaklara göre, İran hükümeti bu politikayı yıllardır uyguluyor ve bölgenin etnik yapısını değiştirmek için çeşitli teşvikler sunuyor. Bu durum, sadece Urmiye ile sınırlı kalmayıp, Makü ve Hoy gibi diğer Azerbaycan Türklerinin yaşadığı bölgelerde de benzer şekilde devam ediyor.

İran’da, Soran Kürtlerinin demografik hegemonyası nedeniyle şu anda Türklerin  bölgesel başkenti Urmiye’de kırsal göç etno-dinsel dayanışmaları güçlendiriyor. 2000’lerden bu yana, İslam Cumhuriyeti, Sünni Kürt kimliğinin siyasallaşmasına, yeni aşiret reislikleri ve Sünni tasavvufun rakip kollarından oluşan bir mürit kitlesinin büyümesine göz yumdu.

Cama da vurma cam şıngırdar

Yüzyıllardır İran ve Türkiye birbirlerine bölgesel nüfuz ve üstünlük sağlamak noktasında  inişli çıkışlı ama sürekli rekabet içindeler. Bu sorunlu  ve zorunlu ilişki günümüze kadar devam ettti. Bazı durumlarda Tahran ve Ankara’nın Suriye, Irak ve Güney Kafkasya’daki yabancı çatışmaların zıt taraflarında savaşan ortakları veya müttefikleri desteklemesiyle bu rekabet daha da belirginleşti.

Bu potansiyel tırmandırıcı dinamikler vekâleten jeopolitik rekabetle sınırlı kalmamış; birbirlerinin içişlerine karışma çabalarına da sıçramıştır. Bu, özellikle Türkiye ile doğrudan sınır komşusu olan önemli bir jeopolitik odak noktası İran’ın kuzeybatı bölgesinde belirgindir. Burada, Türk tarafı Kürtler ve etnik Azerbaycanlılar (yerel olarak Azerbaycan Türkleri olarak da bilinir) arasındaki karmaşık ve uzun süredir devam eden gerginlikleri periyodik olarak kışkırtmaya çalışmıştır. Eğer İran ateşle oynadığını farkina varmazsa kendileri bilir.

İran, Kürt kartını oynamaya çalışıyor. Türkiye’ye karşı Alevi Kürtleri destekliyor. Batı Azerbaycan eyaletindeki etnik dinamiklerin karmaşık ve gergin doğası, Türkler ve Azeriler arasındaki yakın etnik yakınlıkla birleşince, İran’ın endişesine rağmen, dini farklılıklarına rağmen Azerbaycan-Türk toplumunu Türkiye için önemli bir hedef haline getirmiştir.

1990’lardan bu yana uydu çanaklarının yaygın kullanımı ve Türk kanallarına erişim, Türkiye’nin İran Azerbaycan-Türkleri arasındaki yumuşak gücünün artmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur: Kuzeybatı İran’daki birçok hane, özellikle Azerbaycan-Türkleri, düzenli olarak Türk televizyon istasyonlarını izlemektedir.

İranlı yetkililerin iddiasına göre Türkiye’nin Urmiye kentindeki Türk konsolosluğu aracılığıyla Batı Azerbaycan’daki Azerbaycan-Türk aktivistlerine ve gazetecilere, kültürel canlanmay odaklı, artan bir eğitim ve destek sağlamaktadır. Bu tanıtım ve kamu diplomasisi, Türk dayanışmasının farkındalığını teşvik etmenin yanı sıra Türkçe dilindeki yeterliliğin artmasına da katkıda bulunmakta ve 2000’lerin başından bu yana gözlemlenen Türk etkisini pekiştirmektedir.

Bu politikanın bir sonucu olarak, Güney Azerbaycan’daki yerel yetkililer, bu eyaletin başkenti Urmiye’deki Farsça sokak adlarına Azerice yer adları eklediler. Ayrıca, yerel yetkililer resmi toplantılarda Farsça yerine Azerice dilinin kullanılmasını zorlayarak Kürtlerle gerginliğe neden oldular.

Örneğin, Urmiye şehir meclisinin Kürt ve Azerbaycanlı üyeleri arasında dil kullanımı konusunda çıkan anlaşmazlıklar, Kürt üyelerin protesto amacıyla toplantıları terk etmesine neden oldu. Bu olaylar sosyal medyada ve kamuoyunda önemli tartışmalara ve öfkeye yol açtı.

Ayrıca, İran’ın eski cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, 2019’da Doğu Azerbaycan’a yaptığı ziyarette Batı Azerbaycan’dan “Urmiye” olarak bahsetmişti – Kürtlerin bu eyalet için tercih ettiği isim. Ancak, bu ismin kullanımı Kürtleri yatıştırmak için değil, Ankara’nın Batı Azerbaycan’ı “Türk dünyası”nın bir parçası olarak gösteren mesajına karşı koymaya yönelik bir girişimdi.

Hem iç hem de dış politikalarının temel taşı olarak Şii İslam’a büyük yatırım yapan İran’ın İslam rejimi, şimdi hem içeride hem de yakın çevresinde yükselen milliyetçilik sorunuyla karşı karşıya. Ve bu etno-milliyetçi güçler, rejimin aşılamaya çalıştığı ortak dini kimlik olan Şiilikten daha güçlü olduklarını kanıtlıyor – özellikle genç Azerbaycan Türkleri arasında belirgin bir gerçeklik.

Türk radikal milliyetçiliğini benimsemeye daha yatkın olan bu demografik grup, İran rejimi için potansiyel bir zorluk teşkil ediyor. Mevcut etnik içi gerginlikler devam ederse ve Ankara ile Tahran birbirlerinin işlerine karışmayı bırakmazsa, tarih tekerrür edebilir ve uzun süren Türk-İran soğuk savaşı sıcak bir savaşa dönüşebilir.

Mevcut eğilimler durdurulmazsa, iki eski bölgesel imparatorluk olan Osmanlı ve Fars’ın çağdaş halefleri, kendilerini sınırlarında silahlı çatışmaların ortasında bulabilirler. Ancak İranlı Şii Azerbaycanlılar ile Türkiye’deki Sünni Türkler arasındaki mezhepsel farklılıklar, 1500’lü yılların başında Sünni Osmanlı İmparatorluğu’nun Alevilerinin İran’daki Şii Safevilerle saf tutmasıyla Safevi İmparatorluğu’nun Osmanlı İmparatorluğu’na karşı nasıl bir avantaj elde ettiğine rağmen, İran İslam Cumhuriyeti’nin lehine sonuçlanmayabilir.

Bir önceki MİT Başkanı Dışişleri Bakanı Dr. Hakan Fidan, Şubat’ta Katar merkezli El Cezire televizyonuna verdiği röportaj da,  “İran, Suriye’yi böyle kolayca kaybetmeyi kabul eder mi? Bazıları [Suriye Demokratik Güçleri] SDG’yi belli bir destekleme ihtimalinden bahsediyor” şeklindeki soruya şu yanıtı vermişti; “Eğer siz başka bir ülkedeki bir grubu destekleyerek orada rahatsızlık oluşturmak isterseniz, başka bir ülke de sizdeki başka bir grubu destekleyerek size rahatsızlık oluşturmak ister.”Yani dünyada artık hiçbir şey gizlenemiyor. Sizde olan yetenekler başkasında da var. Dolayısıyla camınıza taş atılmasını istemiyorsanız başkasının camına taş atmayacaksınız.”

Ara başlığı neden cama da vurma  cam şıngırdar  diye yazdığımı anladınız mı?

 Kısmi Kaynakça

https://gunaz.tv/en/post/116661

#https://www.rusen.org/iran-turkleri/

https://islamansiklopedisi.org.tr/urmiye

https://iranicaonline.org/articles/kora-sonni

https://islamdusunceatlasi.org/mekanlar/urmiye/143

https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/190320254

https://www.angelfire.com/or3/etnografya/depo1/minurmiye.htm

https://mei.edu/publications/are-iran-and-turkey-collision-course-over-west-azerbaijan

https://x.com/turkishreporter/status/1903419682574479803?t=_R26vwtOcusspMfOC4_Ecw&s=19

https://apa.az/en/foreign-policy/urmia-beating-heart-of-azerbaijanism-know-south-azerbaijan-397880

https://www.voanews.com/a/azerbaijani-turks-in-iran-demand-freedom-justice-national-government-/6830812.html

https://barinajans.com/kose-yazilari/urmiyede_buyuk_yuruyus_turkleri_pkk_provokasyonuna_karsi_ayakta-399.html

#https://thegeopolitics.com/the-urmia-lake-crisis-environmental-degradation-ethnic-tensions-and-water-politics-in-iran/

https://www.cirsd.org/en/horizons/horizons-spring-2024–issue-no-26/the-long-struggle-of-irans-azerbaijani-community

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kureselakdeniz.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.